• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

KUŞADASI KÜLTÜREL ve TARİHİ MİRASI KORUMA DERNEĞİ

Üyelerin dikkatine
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim

Demografi

          KUŞADASI’NIN DEMOGRAFİK YAPISI



Günümüze kadar kurulmuş olan Türk Devletleri’nin sosyal ve siyasi hayatlarında “göç” olgusunun önemli bir yer tuttuğu inkâr edilemeyecek bir gerçektir. Orta Asya’dan çeşitli nedenlerle başlayan Türk göçleri, Osmanlı Devleti döneminde Anadolu’dan Balkanlara gerçekleşen iskân faaliyetleri ile devam etmiştir. Türkler, 1353 yılından itibaren Rumeli, diğer bir ifadeyle Osmanlı Devleti’nin Avrupa-i Osmanî diye adlandırdığı topraklarda hüküm sürmeye başlamıştır. Yaklaşık beş yüz yıl süren bu dönemde Türk kültürü Balkanlar’da kalıcı bir hale gelmiştir. Balkanlar, dağıyla, taşıyla, nehirleri ve ovalarıyla bize yâr olmuş vatan toprağı haline gelmiştir. Yüzyıllar boyunca Türkler ve Balkanlar’da yaşayan diğer milletler huzur içerisinde hep beraber hayatlarını devam ettirmiştir. Daha sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımının etkisi ve Avrupa Devletleri’nin Türklere karşı uyguladığı “Şark Politikası” Balkanlardaki huzur ve asayişi bozmuştur. Bu topraklar 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonucunda elimizden çıkmaya başlamıştır. Yakın dönem göçlerinin en önemlilerini 93 Muhacereti ve Balkan Savaşı ile başlayan göçler oluşturmaktadır.
 
Göçlerin çeşitli nedenleri vardır. Bunların içine, hayatı dayanılmaz hale getiren yoğun baskılar, yaşanan savaşlar nedeniyle can güvenliğinin olmaması, daha iyi iktisadî ve sosyal hayat yaşama gibi nedenleri dahil edebiliriz. Balkanlardan, Osmanlı Devleti’nin iç kesimlerine doğru yaşanan göçlerin tek nedeni Türk vatandaşlarımızın can güvenliklerini sağlamak amacıyla yaşadığı topraklarını terk etmek zorunda kalmasıdır. Balkan  Devletleri’nin baskı ve zulmüne dayanamayan insanlarımız vatanlarını, eşyalarını, tarlalarını, evlerini, işyerlerini yani bütün malvarlıklarını geride bırakarak bin bir güçlük içerisinde Osmanlı Devleti’nin iç kesimlerine yerleşmek zorunda kalmıştır. Bu göçler savaş sonrası da devam etmiştir. Yapılan göçler, Osmanlı Devleti’nin sosyoekonomik ve nüfus yapısını önemli ölçüde etkilemiştir. Balkanlardaki Türk nüfusunu eritmek amacıyla yapılan baskılar sonunda Anadolu’da Türk nüfusu artış göstermiştir. Balkanlar’ın kaybedilmesi ile Osmanlı Devleti’nin batı kanadı kopmuştur. Yaşanan bu göç hareketi, Osmanlı Devleti’nin, her türlü tedbiri almasına rağmen içinden kolay kolay çıkılamayacak ölçüde iktisadî ve sosyal problemlerle uğraşmasına neden olmuştur. [1]


[1] Sezer Aslan, Balkan Savaşından sonra Rumeli göçleri, Trakya Ün. Sos.Bil. Ens. Yük.Lis.Tezi 2008




Balkanlar, 1683'ten sonra karışmaya başladı. 1699 Karlofça Anlaşması, Avrupa'da Türklüğün tasfiyesinin ilk aşamasıydı. Hırvatistan, Slovenya, Macaristan, Transilvanya, Slovakya, Dalmaçya gibi Balkan ülkeleri ve Balkan Türklüğü ‘nü koruyan Orta Avrupa memleketleri, Osmanlı Devleti’nin elinden çıktı. Artık Osmanlı Cihan Devleti yoktu. Türkiye, 1770'e kadar, dünyanın birinci devletiydi. Fakat dünyaya etkilerini yaydığı dönem kapanmaya başlamıştı. XIX. yüzyılda Balkan milletleri arasında Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmalar başladı. İsyanlar ihtilâllere dönüştü. Arkalarında Rusya, Avusturya, bazen de Avrupa’nın büyük devletleri vardı. Romanya'ya, küçük bir Sırbistan'a ve küçük bir Karadağ'a otonomi, iç yönetimlerinde özerklik verildi. Yunan ihtilâli ise, büyük bir mesele hâline getirildi. Rusya, İngiltere, Fransa, bir arada Osmanlı Devleti’ne saldırdı. Osmanlı donanması  1827 de Navarin'de yakıldı. [2]  1828-1829 Osmanlı Rus savaşında, Rus orduları Balkanları aşarak Edirne'ye kadar ilerlemişlerdi. Rusya, ilk defa olarak Edirne'yi işgal eder (1829). Bâb-ı Âlî pes etmeye mecbur kalır.  Bugünkü Yunanistan'ın üçte biri kadar toprakların kendisinden ayrılarak üzerinde tamamen bağımsız bir Yunan Krallığının kurulmasına izin verir. Yunan isyanını desteklemek için Osmanlı İmparatorluğuna savaş açan Rusya'nın Osmanlı yönetimine kabul ettirdiği 14 Eylül 1929 Edirne Antlaşması ile Yunanistan'ın önce özerkliği ve sonra da İngiltere, Fransa ve Rusya'nın 22 Mart 1829 Londra Antlaşmasından vazgeçerek 13 Şubat 1830'da yaptıkları ikinci bir Londra Protokolü ile de bağımsızlığı ilan edildi ve nihayet bağımsız Yunan devletinin varlığını Osmanlı devleti 24 Nisan 1830'da kabul etmek zorunda kalır ve Yunanistan Osmanlı devletinden ayrılan ilk devlet olmuştur. [3]



[2] Hakkı Akalın, Ege gül mü , diken mi  ! , Ümit yayıncılık, Ankara 2000



[3] Nedim İpek, Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri, Ankara 1999



Böylece 19.yy başlarından itibaren Osmanlı devletinden ayrılma hareketleri hız kazanmaya başladı. Yunanlı’lardan sonra Sırp, Romen, Bulgar ve Ermeniler arasında ihanet ve isyanlar dalgalar halinde yayılmaya başlamıştı. Bu durumdan yararlanmak isteyen Avrupa devletleri ve Rusya , Balkanlardaki bu etnik gurupları kışkırtmış, isyanları teşvik etmiş ve bunların sonucu olarak  Eflak-Boğdan beylikleri 1861  birleşerek Romanya devletinin temellerini atmış ve Osmanlı devleti 1867 de Sırplara bağımsızlıklarını vermek zorunda kalmıştır. Osmanlı devleti azınlıkların bağımsızlık isteklerini önlemek için  Tanzimat ve Islahat Fermanlarını çıkarmış ancak bu da yeterli olmamıştır. 1 Temmuz 1876  Karadağ ve Sırbistan isyanları ile savaş tüm balkanlara yayılmıştır. Osmanlı Devleti bu isyanları batırmış ancak bu isyanların arkasında bulunan Rusya 1877 yılında Osmanlı Devletine karşı savaş açmıştır.[4] 1877-1878  yılları arasında yedi ay süren ve  tarihimizde 93 harbi olarak bilinen  Osmanlı-Rus savaşında 1,5 milyon kadar Rumeli Türk’ü yerlerinden yurtlarından koparılarak göçe zorlandı. Şumnu, Filibe, Edirne ve Dedeağaç’ta bulunan muhacir toplanma yerlerinden kara ve deniz yolu ile İstanbul’a gelenler Anadolu’nun iç bölgelerine sevk ediliyorlardı. Bu muhacirlerin en önemli iskan yerlerinden biri de Aydın vilayeti idi.

 Balkan Muhacirlerinin Kuşadası’na İskan Edilmeleri

1878 yılı Ocak ayında Dedeağaç’ta toplanan  19.150 kişi doğrudan Aydın vilayetinin başkenti İzmir’e götürülmüştü. Böylesine büyük göç dalgasına hazırlıklı olmayan kentte muhacirlere yiyecek ve barınacak yer bulmak gerçekten büyük sorun olmuştu. Rumeli’de artan baskı ve zulümler sonucu göç hızlanmış ve İstanbul’a gelenlerin sayısı 8 Eylül 1878 tarihinde 45.000 ve Aralık 1878 tarihinde ise 66.000 kişiye ulaşmıştır. [5] İzmir’de bulunan göçmenler kendileri için mahallelerin yanış sıra Çeşme, Ödemiş, Nif, Bayındır, Menemen, Bergama ve Kuşadası’nda oluşturulan mahallelere ve köylere ilgili talimatname uyarınca Muhacir Komisyonu tarafından dağıtılmış ve iskan edilmişlerdir. 93 harbi sonrası Kuşadası köylerinden Davud’a-103 hane toplam 412-515 kişi arası- ve Kurfal’a-44 hane toplam 220 kişi Çerkez göçmeni yerleştirilmiştir. Kuşadası’na gelen Çerkez göçmenler Rumeli yoluyla Kırım ve Kafkaslardan  gelen göçmenlerle, Rumeli’de yaşayan Çerkez göçmenler birlikte gelmişlerdir. [6]1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında yoğunlaşan göç nedeniyle, göçmen sorunlarıyla ilgilenmek üzere 1878 İstanbulda “ İdare-i Umumiyye-i Muhacirin Komisyonu “ kuruldu. Bu komisyonun iki ayrı şubesi vardı.  1. İdare-i Umr-ı Hesabiyye 2.İdare-i Umr-ı İskaniyye. Buna ilaveten daha sonra  giderleri İdare-i Umumiyye’den karşılanan Muhacirin-i Umr-ı Sıhhiyye alt kolu eklenmişti.



[4] Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi I. Meşrutiyet ve istibdat devirleri, Belleten Ankara 1962

[5] Faruk Kocacık, Balkanlardan Anadolu’ya yönelik göçler, 1878-1890, İstanbul 1980

[6] Bilal Şimşir, Rumeli’den Türk göçleri cilt I, Ankara 1987



Anadolu’ya gelen göçmenler sadece Balkan ülkelerinden gelenler değillerdi.  Adalar Denizinde bulunan Türk Adalarında da 1830 Yunanistan’ın bağımsızlığından sonra zulümler ve göç baskıları artmaya başladı. Bu adalardan en önemlilerinden biri de Girit adası idi. Girit adasında ilk siyan 1841 yılında başladı bu bastırıldı ancak 1867 yılında ise yeni bir isyan çıktı. Bu isyan ancak bazı imtiyazlar verilerek bastırılabildi. Rusya 93 harbinden sonra yapılan Ayastefanos antlaşmasına bir madde ilave ettirerek Girit sorununu uluslar arası platforma taşıdı. Bundan sonra 25 Ekim 1878 Halepa  ve 1881 Teselya anlaşmaları yapılmasına rağmen Girit’te isyan sona ermedi. 1896 yılında 10.000 kişilik Yunan kuvveti adaya çıktı ve büyük mezalim yaptı. Osmanlı Devleti 18 Nisan 1897 yılında Yunanistan’a harp ilan etti ve Rusların müdahalesi ile 20 Mayıs 1897 de Teselya Yunanlılara bırakıldı ve yeni bir göç dalgası başlamış oldu ve nihayetinde 1908 yılında Girit’ten büyük bir göç dalgası başlamış ve 1912 yılında maalesef Girit, Yunanistan’a bırakılmıştır. [7]   1895 Yılından itibaren Girit adasından Anadolu’ya  göç etmeye başlamışlar ve Balkan göçmenlerinde olduğu gibi Girit göçmenlerinin de önemli bir bölümü Aydın vilayet merkezi olan İzmir’e naklediliyorlardı. 1895 yılında İzmir2e yerleşen göçmen sayısı 3000 civarında idi. Aydın valisi Kamil Paşa’nın girişimleri ve halkın desteği ile bunlara okullara, camilere, boş barakalara yerleştirilmişler ve ihtiyaçları karşılanmıştı. Kamil Paşa vilayetinin göçmenleri karşılayacak imkanları olmadığını bir rapor ile belirtmesine rağmen göç durmamış ve 1898 yılında  İzmir’e gelen göçmen sayısı 12.287 kişiye ulaşmıştır. Kamil Paşa sayının artması üzerine başka vilayetlere de göçmen sevk edilmesini istemiştir. [8] Göçler hiç ara vermeden devam etmiş 1900 yılında Girit’ten vapurla 70 kişilik bir kafile ile başlayan göç devam etmiş ve Aydın vilayetine 1900-1901 yıllarında gelen göçmenlerin sayısı 21.000 e ulaşmıştır. Kuşadası’na göç Balkan savaşları sırasında da devam etmiş 11 Mart 1912 tarihinde 150, 18 Mart 1912 tarihinde ise 40 kişilik bir göçmen kafilesi daha eklenmiştir.



[7] Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, VIII. Cilt, Ankara 1983, s 118-119

[8] Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Yıldız esas evrak, M. Kamil Paşa evrakına ek, dosya No 86-9

 

İzmir sancağında oluşturulan göçmen  mahalle ve köyleri genellikle Osmanlı padişahlarına izafeten Osmaniye, Aziziye, Mahmudiye, Selimiye, Mecidiye, Hamidabad,  İhsan Hamit, vb isimler taşır. Kuşadası’na Muhacir Komisyonu kararı ile iskan için sevk edilen göçmenlerden 400 kişilik ilk kafile Kuşadası’nda ve Söke kazasına bağlı Çanlı dağı civarında tarım ve hayvancılığa uygun yerler araştırılmış ve haritaları çıkarılmıştı. Kuşadası’na gönderilen göçmen sayısı 1903 yılında 548 kişidir ve bu sayı sonraları artarak 1500-2000 ye ulaşmıştır. Kuşadası Çanlı karyesine-köyüne- yerleştirilen 200 kadar Girit göçmeni için 100 adet  ev mühendis Baroneski efendi tarafından yapılmış ve dağıtılmıştı.  200 kadar ev yapımı planlanmış ve ne yazık ki 100 tanesi yapılabilmişti. 1896 da başlayan bu durum  1899 olduğu halde bitirilememiş ve 500 kadar insan hala camilerde ve okullarda yaşamaktaydı. Halkın yardımı ile 100 kadar evde Osmaniye mahallesinde yapılabilmişti.  Osmanlı devleti Kuşadası’ndaki bu sıkıntılı durumdan haberdar olmuş, çeşitli tamimler konuyu çözmeye çalışmış ve 19 Ağustos 1906 tarihinde iskan-ı muhacirin teftiş heyeti reis vekili Abdullah Efendi ile üye Hasan Efendi’yi Kuşadası’na göndermişti. İnceleme sonunda bu tarihte hala 184 hane göçmen yani 920 kişinin  yerleştirilemediğini tespit etmişlerdi. Kuşadası deposu yakınlarındaki 20.778.000 metrelik bir arazi sahipleri ile anlaşılarak devlet tarafından alınmış ve göçmen yerleşimine tahsis edilmişti. Osmanlı devleti sadece arazi tahsis etmekle kalmamış, Kuşadası’na çeşitli tarihlerde iskan ettiği muhacirlere her türlü yardımı yapmıştır.



93 harbi sonrası Kuşadası, Davutlar ve Kurfal’a yerleştirilen Çerkez göçmenlere arazi, alet ve dükkan yardımları, Girit isyanları ve 1897 Osmanlı-Yunan savaşı öncesi ve sonrası göçle gelen Kuşadası, Osmaniye ve İslam Şanlı’ya yerleşen Girit göçmenlerine arazi yardımlarının yanı sıra, ziraat aletleri, tohumluk buğday ve çiftlik hayvanı yardımları yapılmıştır.[9] Kuşadası’na göç vasıtası ile gelen muhacirler gerek kazanın nüfus yapısına ve gerekse ekonomik gelişmesine büyük katkılarda bulunmuşlardır. 1326 Aydın salnamesine yani 1908 yılında Kuşadası nüfusu 19.404 sayısına ulaşmış ve bu sayının 10.581 Müslüman ve diğerleri ise Rum, Ermeni, Yahudi olan gayr-i Müslümlerdir.1908 yılına ait salnamede ise Kuşadası’nda 32 adet köy bulunmaktadır. Bu salnameye göre Kuşadası’na bağlı köyler ; Çanlı-Çanlı Çerkez-Türk Davud-Çerkez Davud-Tırha-Caferli-Yayla-Osmaniye-Havuçculu-Anya-Kurfal-Sultaniye-Boğaz-Çınar-Kirazlı-Rum Çanlı-Aziziye. Kuşadası’na bağlı nahiye olan Ayasuluk’ ta ise ; Belevi-Kozpınar-Kuyumcu- Kozpınar aşireti-Civaşir-Branka-Burhan-Hayriye-İcadiye-Şeyhler-Barutçu-Şadiye-Arvalya ve Çirkince karyeleridir.[10]   Ayrıca Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923’de  imzalanan Zorunlu Nüfus Mübadelesi anlaşması gereğince, Kavala-Eleftere’den  (Elephteres)  ve Selanik taraflarından Kuşadası-Güzelçamlı’ya  yerleşenlere Lozan mübadilleri adı verilmiştir. Bu göçmenler 20.02.1924 tarihinde şimdi adı Güzel çamlı olan  İslam Şan köyüne yerleştirilmişledir. 1922 yılında Kurtuluş Savaşında yenik düşen Yunan ordusuyla beraber Anadolu’yu terk eden Ortodoks Rumların başına geldi. Bir ay gibi kısa bir süre içinde yüz binlerce Ortodoks Rum Yunanistan’a sığındı. Bu durum Yunanistan’da büyük sıkıntılara ve kaosa yol açtı. Yunanistan’ın nüfusu bir anda dörtte bir oranında arttı. Lozan Barış Konferansı toplandığında öncelikle sığınmacılar ve esirler konusu ele alındı. İngiltere temsilcisi Lord Curzon’un teklifi ve Milletler Cemiyeti görevlisi Nansen’in raporu doğrultusunda; Yunanistan’da yerleşik Müslümanlarla Türkiye’de yerleşik Ortodoks Rumların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşme uyarınca; İstanbul’daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya’daki Müslümanlar hariç Yunanistan’da yerleşik bütün Müslümanlar Türkiye’ye, Türkiye’de yerleşik bütün Ortodoks Rumlar Yunanistan’a gönderildi. Mübadele sözleşmesinin kapsamına 18 Ekim 1912 tarihinden sonra yurtlarını terk etmiş olanlar da alınarak mülteciler sorununa bir çözüm bulunmuş oldu. Bu sözleşme ile iki milyon civarında insan yurtlarından kopartılarak, yeni yerleşim bölgelerinde yaşamaya mecbur edildi. Tarihimizdeki bu kitlesel ve zorunlu göçe kısaca mübadele, bu insanlara da mübadil deniyor. [11] Kuşadası’nın demografik yapısı arşiv belgelerine ve eldeki kayıtlara göre bu şekildedir.

 Kuşadası’nın Bugünkü Nüfus Yapısı

 TÜİK ADNKS verilerine göre 2011 yılı itibariyle ilçenin toplam nüfusu 88.464’tür. Nüfusun yaklaşık 68.225’i ilçe merkezinde yaşarken 20.239’u ise belde ve köylerde yaşamını sürdürmektedir. İlçede köy nüfusu oranı %22,9, şehir nüfusu oranı ise % 77,1’dir. İlçenin şehirleşme oranının Aydın ilinin diğer ilçelerine göre yüksek olduğu gözlenmektedir. Bununla birlikte Kuşadası’nın popüler turizm merkezlerinden olması sebebiyle yaz aylarında nüfusun 10 katına kadar çıktığı bilinmektedir. İlçede yoğun olarak bulunana ikincil konutlar ve oteller bu yoğunluğu karşılamaktadır.

 



[9] Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Ahenk 26 Haziran 1314

[10] Salname-i Vilayeti Aydın, 1326-1908, Sene-i Hicriyesine mahsus, Defa 25, s 399

[11] Lozan Mübadilleri Vakfı, Beyoğlu İstanbul 2009



Kuşadası ilçesinin nüfus yapısı yakından incelendiğinde ve 2011 yılı nüfus verilerine göre yaş gruplarının aşağıdaki gibi dağıldığı görülmektedir. Buna göre nüfusun çoğunluğu genç ve orta yaş aralığında bulunmaktadır. 0-14 yaş arası nüfusun 17.057, 15-64 yaş arası nüfusun 64.438, 65 yaş üstü nüfusun ise 6.969 olduğu görülmektedir. Buna göre nüfusun %19,2’si 15 yaşın altında kalırken, %72,8’i ise 15 ile 65 yaş aralığındadır. 65 yaş ve üzerinde ise sadece nüfusun %7,87’si yer almaktadır. İlçenin genç nüfus oranı % 25 olan Türkiye genç nüfus oranının altında kalmaktadır. Bunun yanı sıra yaşlı nüfus oranı da %7,87 ile Türkiye ortalaması (%7,22) civarında olduğu gözlenmektedir. İlçe nüfus yapısını gösteren nüfus piramidi incelendiğinde, nüfusun orta yaş civarında yoğunlaştığı görülmektedir. İlçede doğum oranlarının kademeli düşüş gösterdiği bu tablodan yaşlı nüfus oranının arttığı ve genç nüfusun gelecek yıllar içerisinde giderek azalacağı gözlenmektedir. [12] Kuşadası ilçesinin nüfusu  kış aylarında  2015 yılı itibarı ile 105.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir ancak yaz aylarında bilhassa okullar tatil olduktan sonra yazlıkçıların ve tatilcilerin gelmesi ile birlikte yaklaşık 450.000-500.000 olmakta ve kentte başta trafik olmak üzere güçlükler yaşanmaktadır. Kuşadası’nın net olmayan 2017 verilerine göre nüfusu 108.000 kişidir ancak kente her ay en az 100 kişi gelip yerleşmektedir.



[12] Güney Ege Kalkınma Ajansı Kuşadası İlçe Raporu, 2012

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret19184
Köşe Yazıları
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.34665.3680
Euro6.07976.1040
Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° 6°
Saat