• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

KUŞADASI KÜLTÜREL ve TARİHİ MİRASI KORUMA DERNEĞİ

Üyelerin dikkatine
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim

Üzüm Pekmezi İkazı






KUŞADASI PEKMEZİ  ÜRETİCİLERİNİN  UYARILMASI


Kuşadası ;  önce  1390 yılında Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı idaresine girmiş ancak 1402 Timur  istilasından sonra tekrar Aydınoğulları Beyliğine bırakılmıştı. Çelebi Mehmet,  Anadolu’da Türk Birliğini tekrar tesis edince 1413 yılında yine Osmanlı topraklarına katılmıştır.  Osmanlı’nın  yükseliş dönemine kadar  kayıtlarda pek adı geçmeyen Kuşadası, Nam-ı diğer Barbaros olan, Hızır Hayreddin Paşa’nın 12 Cemaziyel-evvel 940 / 29 Kasım 1533 tarihinde [1] İstanbul’da devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile görüşüp  Osmanlı’ya tabi olması ve Cezayir ile Tunus’u Osmanlı’ya bağlanmasını istemesiyle önem kazandı. Görüşmede  sultan, Hızır Hayreddin Paşa’dan Osmanlı donanmasının başına geçmesini istemiş ve Halep’te seferde olan sadrazam damat İbrahim Paşa ile görüşmesini de tavsiye etmiştir. Halep’e gidip sadrazamla görüşen Hızır Hayreddin,  4 Şubat 1534 yılında Osmanlı kaptan-ı deryası olmuş ve Cezayir-i Bahri Sefid Eyaleti de kendisine temlik olarak verilmiştir. Kuşadası’nın da içinde bulunduğu Sığla sancağı da bu eyaletin önemli bir deniz üssü haline gelmiştir.

 Sığla Sancağı İne kazası ( Kuşadası ) Barbaros döneminde  limanı, küçük bir iskelesi ve etrafındaki bağlar-bahçeler ile ziraat yapılan ve üzüm yetiştirilen bir belde olarak gelişmeye başlamıştır. Ege bölgesinde ilk çağlardan itibaren Kuşadası ve çevresinde zaten üzüm yetiştirilmekte ve şarap imalinde kullanılmakta idi. Kayıtlarda M.Ö.  1600 yıllarından itibaren burada üzüm yetiştirildiği ve şarap imale edildiği bilinmektedir.[2] Osmanlı devleti  şeriat hükümlerine göre yönetildiği ve şarabın haram olduğu sebebiyle şarap üretimi gerilemiş ancak bağcılık ve  üzüm üretimi daha da gelişmiştir. Bağcılık, özellikle Osmanlılar zamanında eskisinden parlak bir devreye ulaşmıştır. Çünkü Türkler, üzüm suyunu şarap olarak değil de pekmez, bulama, pestil, köfter, sucuk (orcik), bastık, tarhana, lokum olarak kullanmışlar, üzümü de çoğunlukla kurutmaya yönelik olarak yetiştirmişlerdir. Müslümanların şarap yapıp içmesi kanunla yasaklandığı halde Hıristiyan halk şarap yapmak ve satmakta tamamen serbest bırakılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında da halkın şarap yapmaması için sıkı tedbirler alınmıştır. 1557 yılında Kanuni’nin Üsküdar kadısına gönderdiği ferman çok önemlidir. Bu fermanda şaraplık çeşitler yerine eski bağlarda sofralık, pekmezlik ve kurutmaya elverişli çeşitlerin yetiştirilmesi isteniyordu.[3]
               
Kuşadası, Ayasuluk ve Sığla Sancağı sınırları içerisinde 16.yy Osmanlı döneminde bu nedenle pekmez üretimi önemli bir ürün haline gelmiş ve Kuşadası pekmezi de başta saray-ı Hümayun (Topkapı Sarayı ) olmak üzere  dersaadet’te ve Osmanlı ülkesinde aranılır ve bilhassa helva yapımında kullanılır bir ürün haline gelmeye başlamıştır. Şeker yerine tatlandırıcı olarak kullanılan pekmez Osmanlı mutfağında önemli bir besin maddesidir ve çok fazla tüketilmektedir. Bu fazla tüketim nedeniyle  üreticiler çeşitli yollarla üretimi artırmak için teşvik edilmekte ve bağcılık her gün gelişmektedir. Osmanlı ülkesinde çok sayıda sancak ve eyaletlerde üzüm yetiştirilmekte, bağcılık gelişmekte ve bazı yöreler kaliteli pekmezleri ile ön plana çıkmaktadır. Ayıntap (Gaziantep ), Tokat Zile , Lapseki , Tuzla ve Kuşadası önemli pekmez üretim merkezleri arasındadır.[4] Ege bölgesinin Sultaniye üzümleri de  Osmanlı ülkesinde büyük bir ünü olan bir üründür.
               
Önemli merkezlerde üretilen ve saray-ı hümayun mutfağında kullanılmak üzere der saadete (İstanbul’a )  gönderilen pekmezlerin kalitesi  aşırı talepten dolayı zaman zaman düşük olmaktadır. Kalitesini bozan veya üretim standartlarına uymayan üreticiler sıkı bir denetime tabi tutulmakta ve divan-ı hümayun tarafından sertçe uyarılmaktadır. Yaptığımız incelemelerde Osmanlı’nın önemli arşiv belgelerinden olan ve günümüzün bakanlar kurulu kararına eş kararlarını alındığı divan-ı hümayun kayıtlarından “ Mühimme defterlerine “ ulaştık.  “ Mühimme defterleri [5] “Osmanlılar ’ın, Dîvân-ı Hümâyûn’da kararlaştırılan hususlar üzerine padişahın onayı alındıktan sonra düzenledikleri fermanların suretlerinin kaydedildiği defterlerdir. Osmanlı Devleti’nin merkez ve taşra teşkilâtının idarî yapısı ve çalışma şekilleri, devlet-tebaa ve devlet-esnaf münasebetleri, imar, iskân ve iktisat siyasetleri, iç siyaset, isyanlar ve bastırılma şekilleri, askerî tarih, strateji, dış siyaset ve yabancı devletlerle olan münasebetlerle ilgilidir. Zamanla idarî ve adlî konular ayrı defter serilerinde toplanmıştır. Taşradan merkeze iletilen tüm işlemler ve şikayetler divan-ı hümayunda karara bağlanmakta ve ilgili yerlere derhal ferman gönderilerek tedbirler alınarak düzenin korunması sağlanmaktaydı.
             
Hülasa ;  pekmez üretim merkezlerinden İne (Kuşadası ), Lapseki ve Tuzla’da üretilen pekmezlerin kalitesi bozulmuş, pekmez üreticileri aşırı talebe cevap vermek üzere standartlara uymamış ve hatta gereğinden fazla pekmez toprağı koyarak kaliteyi önemli ölçüde bozmuşlardır. Zamanla şikayetler artmış ve devlet bu işe el koymak zorunda kalmıştır. Başbakanlık Osmanlı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün 1998 yılında yayınladığı  “ 7 nolu Mühimme Defterleri “  [6] kayıtlarına göre Kuşadası pekmez üreticileri kalitesiz pekmez yapmışlar ve onları da satarak haksız kazanç elde etmişlerdir. Şikayetler saraya kadar ulaşmış ve 22 Ağustos 1568 tarihli ve 1975 nolu bir fermanla adı geçen beldelerin üreticileri sertçe uyarılmışlardır. Aşağıdaki belge Kuşadası kadısına gönderilen bu konudaki hüküm özetini içermekte, üreticilerin makama çağrılıp uyarılması istenmekte ve Kuşadası kadınsının bu önemli konuya gecikmeden hemen el koyması istenmektedir.
 
Mühimme Defteri  No  : 7
Karar No :  1975
Tarihi :  28  Safer  976  ( 22 Ağustos  1568)
Kaynak : Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı
Konusu : Lapseki, Ine ( KUŞADASI ) ve Tuzla'da yapılmakta olan pekmezin ölçü ve evsafinda hile yapılmaması için kadıların pekmezcilere tenbihatta bulunması
Yazildi. Muhtesibe virildi.
 
Lapseki ve Ine ve Tuzla kâdîlarina hüküm ki:

Taht-i kazânuzdan gelen bekmezün destîleri on iki vukiyye almayup eksük alup ve bekmezi dahi koyi olmayup suli olup ve destîlerün nisfina degin bekmez topragi koyup kâlib itdükleri i‘lâm olunmagin

 buyurdum ki:

Vusûl buldukda, anun gibi taht-i kazânuzda bekmez eyleyen kimesneleri getürdüp geregi gibi tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, min-ba‘d bekmez destîlerin âdet-i kadîme üzre on iki vukiyyeden eksük alur eylemeyüp ve bekmezlerin koyi eyleyüp ve destîye aslâ bekmez topragi komayup sâfî bekmez koyalar. Söyle ki; ba‘de't-tenbîh destîlerin on iki vukiyyeden eksük alur eyleyeler  ve destîye toprak koyup suli eyleyeler, geregi gibi haklarindan gelindükden gayri siz dahi mu‘âteb olmak mukarrerdür. Ana göre mukayyed olup bu emr-i serîfümün icrâsinda dakîka fevteylemeyesiz.
 
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİNE GÖRE

Lapseki ve Kuşadası ve Tuzla Kadılarına Hükümdür ;

Yönetiminiz altında olan kazadan gelen pekmezin testisi on iki okka’da bir den aşağıda imiş. Pekmeziniz sulu imiş, testilerin yarısına kadar  toprak doldurulmuş ve pekmezin kalitesi bozulmuş.

Buyurdum ki ;

Yazı bana ulaştığından yönetiminiz altındaki kazada pekmez yapan kişiler gerektiği şekilde tenbih ve ikaz edilsin. Bundan sonra pekmez üretiminde eskiden olduğu gibi pekmez testisinin her biri 12 okkadan  eksik olmamak üzere iyice kaynatılsın ve pekmezler koyu yapılsın.  Testiye asla gereğinden fazla  pekmez toprağı koyulmasın. Üreticiler her zaman saf pekmez imal etsinler. Bundan sonra şöyle olsun testiler 1/12 değerinde tartılıp teslim alınsın. Testiye gereği kadar toprak konulsun. Siz yöneticilerde de  yukarıda belirttiğim şartlar dışında herhangi bir muameler yapmayın. Bu şartları istismar eden üreticlere rastlarsanız hemen onları ikaz edin ve bu konuda kararlı olun. Siz tebliğ edilen bu kararın uygulanmasını sakın savsaklamayın ve gevşeklik göstermeyin ve asla müsamaha etmeyin.



[1]
Prof.Dr. İdris Bostan, Cezayir-i Bahri-Sefid Eyaletinin Kuruluşu 1534, the Kapudan Pasha , the Establishment of the province of Cezayir-i Bahri, Sefid adlı makale. BOA, Maliyeden Müdevvir Defterler, MAD nr .523, s : 67

[2] G. Söylemezoğlu, , (2005), Arkeolojik buluntuların ışığı altında Anadolu bağcılığının tarihçesi. Ankara’da Bağcılık ve Bağ Kültürü. (Hazırlayan: Kamil Toygar-Nimet Berkok Toygar). 1. Baskı, Ankara: Birlik Matbaacılık, Yayıncılık. 1-31

[3] G. Söylemezoğlu, a. g. e. s 18

 [4] Aslı Uçar, Geleneksel Türk Tadı Pekmez, Ankara Üniversitesi Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Beslenme Bilimleri Bölümü, Aydınlık evler, Ankara,

[5] Mübahat S Kütükoğlu, Mühimme Defteri, TDV İslam Ansiklopedisi, yıl 2006, cilt 31, s 520-523

[6]  7 Numaralı Mühimme Defteri, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı , Yayın no 37, Divan-ı Hümayun Sicilleri dizisi 5,   Hicri 975-976 / Miladi 1567-1569

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret19165
Köşe Yazıları
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.34665.3680
Euro6.07976.1040
Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° 6°
Saat