• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

KUŞADASI KÜLTÜREL ve TARİHİ MİRASI KORUMA DERNEĞİ

Üyelerin dikkatine
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim

Kırlangıç Gemileri Yapım Emri



KUŞADASI’NDA KIRLANGIÇ ve  ŞAYKA İLE UÇMAK

                        
Osmanlı arşivlerinde bulunan Kuşadası evrakı incelendiği zaman bugüne kadar bilinmeyen ve gerçekten şaşırtıcı olayların geçtiği belgelerle karşılaşırsınız. Osmanlı dönemi Kuşadası derin bir tarihe sahip olduğu kadar, birbirinden ilginç olayların geçtiği, dört toplumun bir arada yaşadığı, hareketli bir limana sahip olduğu ve renkli bir hayatın cereyan ettiği görülecektir. Liman kentlerinde bulunan tüm özelikleri taşıyan Kuşadası’nın Osmanlı döneminde “ gemi yapım tezgâhlarına sahip” bir sahil şehri olduğunu gösteren Osmanlı evrakını görünce gözlerimize inanamadık. İnanılması güç ama kentimizde ihtiyaç olduğu zamanlarda “ ince donanma gemileri”  denilen kürekli, süratli ve hızlı savaş gemileri ve küçük ebatlı yük gemileri yapıldığını biliyor muydunuz?
                     
Kuşadası’nda hangi gemilerin yapıldığını, neden bazı gemilerin kuş isimleri taşıdığını ve ilçemizdeki gemi tezgâhlarının kapasitesini öğrenmeden önce konuyu daha iyi anlamak için Osmanlı denizciliğinin ne zaman başladığını, Osmanlı donanmasının nasıl kurulduğunu ve geliştiğini, imparatorluk tersanelerinin hangi şehirlerde olduğunu ve kullanılan gemi türleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.  Cezayir-i Bahri Sefid Eyaleti Sığla Sancağı İne  kazası elbette önemli bir Osmanlı liman kentidir ve ülke içi ve dışı mal sevkiyatı Kuşadası iskelesi vasıtasıyla yapılmakta ve şehirde önemli bir deniz ticaret potansiyeli mevcuttur.
                      
Anadolu’daki ilk Türk denizcisi;  11 yy da hüküm süren Çaka/Çakan beydi. 1081-1096 yılları arasında on beş yıl Bizans’a kök söktüren bu Türk amirali,  “ Türk denizciliğinin kurucusudur  İkinci büyük Türk amirali ise 14. yy da, on sekiz yıl Batı Anadolu sahillerinde büyük bir donanma tesis eden ve bu donanmayla gemileri ilk defa karadan yürüten ” Aydınoğlu beyi Gazi Umur “ beydir. “ Aydınoğulları,  Karesi,  Germiyan, Candaroğlu ve Menteşe “ beylikleri, Osmanlı öncesi beylikler döneminin küçük denizci devletleridir. Anadolu’da Türk birliğini kurmak için çalışan Osmanlı beyliği ise, Rumeli’yi fethettikten sonra “Gelibolu” da ilk tersanesini kurmuş ve 1. Bayezid zamanında boğazları kontrol altına almak için Anadolu hisarını inşa ettirmişti.
                   
Fatih Sultan Mehmet’in “  Konstantiniyye” yi fethinden sonra imparatorluğa terfi eden ve dünyanın bir numaralı devleti haline gelen Osmanlı devleti, denizlerde de var olmak için “ donanma-i hümayun “nun temellerini II. Bayezid zamanında atmış ve Yavuz Selim de  “tersane-i amire “ adı verilen Haliç tersanesini kurmaya başlamıştı.1533 yılında Osmanlı’ya iltihak eden” Hızır Hayreddin Paşa “ ise Osmanlı donanmasını zirveye çıkarmış ve Akdeniz’i “ Türk gölü “ haline getirmişti. “ Hızır Hayreddin, Turgut Reis, Kılıç Ali, Sinan Paşa, Salih Reis ve Piyale Paşa “, 16.yy Türk asrının en önemli amiralleridir.
                  
Yükselme devrinde Osmanlı donanması çağının en önemli donanmasıdır ve Osmanlı devletinin bir imparatorluk haline gelmesinde önemli roller üstelenmişti. Açık deniz ve nehir filoları (ince donanma) sayesinde hem fetihleri kolaylaştırmış, hemde “ pay-i taht Konstantiniyye” nin ” iaşesini “ yani gıda tedarik zincirini temin etmişti. [1] Osmanlı donanması; çok gelişmiş bir kurumsal yapıya sahipti. Kendine ait “ tersaneleri, kanunnameleri, personel rejimi ve özel finansman kaynakları “ vardı. Donanma-i hümayun, Mart ayında sefere çıkar, Kasım ayında döner, Haliç-İstanbul tersanesine girerdi.  Her sefere çıkış ve dönüş bizzat padişahında katıldığı renkli resmi törenlere sahne olurdu.
                    
Osmanlı donanmasının ve gemiciliğinin gelişimini üç ana bölümde incelemek gerekir ; “ 1. Kuruluştan-17.yy kadar kürekli gemiler/Kadırgalar”,  2. 19. yy ortalarına kadar devam eden yelkenli gemiler/Kalyonlar “, 3. Osmanlı’nın yıkılışına kadar süren buharlı gemiler.[2]”  17. yy kadar Osmanlı’da en çok kullanılan vurucu savaş gemisi “ kadırga” dır ve kürekli gemiler gurubunda yer almaktadır. Bu gemilerin kullanımındaki en önemli etkenler Hızır Hayreddin Paşa’nın hızlı gemileri tercih etmesi ve Akdeniz iklimine uygun havalarda çevik manevralar yapmasıdır. Hızır Hayreddin paşa ve bu ekole dâhil ondan sonra gelen kaptanpaşalar bu gemileri uzun süre tercih ettiler.
                    

Kadırgalar” ;  gayet uzun ve dar, kısmen su seviyesinde denecek kadar alçak ve hareketleri pek seri gemilerdir. Limana giriş ve çıkışta ve düşman gemilerine saldırıda “kürekleri”, denize açıldıktan sonra ise hava rüzgârlı iken “yelkenleri” kullanırlardı. Boyları[3] 41,5-43.0 m arasında idi. Bir kadırgada “25 oturak”,  her oturağın iki yanında ikişer kürek bulunurdu. Her küreği en az 4-5 esir (forsa) veya kürekçi çekerdi. 1 küreği 4 kişi çekerse “ 196 kürekçiye”  ihtiyaç vardı. 17. yy dan itibaren kadırga personeli arasında savaşçı askerleri (leventler) görüyoruz.  Katip Çelebi” ye göre  bir kadırgada “ 100 levent, 196 kürekçi, 20 halatçı, 2 dümenci, 1 yelkenci, 2 gumi, 2 kürek yapıcı, 2 kalafatçı) 2 neccar ve 1 reis olmak üzere toplam 328 mürettebat vardı.  Bir kadırgada üçü üçgen şeklinde ve bir dörtgen şeklinde 4 yelken kullanılırdı.
                   
Osmanlı’da devlet adına tersanelerde ve gemi tezgâhlarında yapılan her geminin ayrı bir defterde kaydı tutulur ve  “ miri “ gemi olarak bilinirdi. Donanma için savaş gemisi inşa edilme çalışmalarının sıkı takip edildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır ancak ticaret gemileri için böyle bir kayıt zenginliği yoktur fakat devletin inşa ettirilen ticaret gemileri üzerinde kontrolü vardı. 18.yy başlarında Osmanlı gemi tüccarları[4] devlete başvurarak kullandıkları “ firkate, şayka “ tür küçük gemilerin Avrupalı korsan gemilerinin saldırılarına maruz kaldıklarını söyleyerek savaş topları ile donatılmış “ kalyonlar” inşa edilmesine müsaade edilmesini talep etmişti. Bu talep olumlu karşılanmış ve ticaret için Akdeniz’de kullanılmak üzere inşa edilecek gemilerin kalyon olması yönünde fermanlar çıkarılmıştı.
                  
  “Kalyon” ; yelkenli ve üç direkli, iki-üç ambarlı (katlı) büyük savaş gemisidir. İtalyanca” Galion “ kelimesinden dilimize kalyon olarak çevrilmiştir. Osmanlı “ burtun “  denilen kalyon türünü çok kullanmıştır. [5]1645 Girit seferinden-1771 Çeşme faciasına kadar olan dönemde çeşitli siyasi çalkantılar, mali krizler ve basiretsizlikler yüzünden Osmanlı kalyona bir türlü geçememiştir. Ancak III. Selim döneminde önce Osmanlı tersaneleri kalyon imalatına göre donatıldılar ve genişletildiler. Padişahın bizzat kalyon modelleri çizdiğini ve bu iş için Fransız mühendisleri getirttiğini biliyoruz. Kalyonun en altında sintine bulunur ve bir kalyon en az 60-100 topa sahip olurdu. Kalyonlar katlara göre isim alırlardı. “Üç Ambarlı kalyon “ sınıfının en büyüklerindendir. 17. Asır sonlarında yapılmaya başlandı. “110-120 “ topu ve “800-1000 “ arasında mürettebatı vardı.
                   
Kuşadası’nda yapılan “ kırlangıç ve şayka “ gemilerine ve gemi yapım tezgâhlarına gelince. Öncelikle şunu bilmekte yarar var. Kuşadası gemi yapım tezgâhlarına çok aşina bir konumdadır zira Ayasuluk (Selçuk) sadece kentimize 17 km uzaklıktadır. Daha 14.yy başlarında burada “Aydınoğlu beyliği “ zamanında büyük bir tersane vardı ve Türklerin “ Göke [6]dedikleri büyük gemiler inşa ediliyordu. “Gazi Umur Bey “döneminde kardeşi “ Hızır”  bu tersaneden sorumlu beydi. O zamanlar Kuşadası ve civarındaki ormanlardan tersaneye gemi yapımı için kereste temin ediliyordu.
                   
Osmanlı devletinin kuruluş döneminin ilk yıllarından itibaren “Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki uygun liman ve sahiller ile bazı adalardaki gemi yapım tezgâhlarını korudu ve müsait zamanlarda küçük gemilerin yapılması için kullandı. Elbette bu gemi yapım tezgâhları tersaneler kadar donanımlı değillerdi ancak birkaç ilave teçhizat ve “tersane-i amire” den gönderilen gerekli malzemelerle hemen gemi yapabilecek kapasiteydiler. Bu tersanelerde kürekli ve yelkenli gemilerin kullanıldıkları dönemlerde çok sayıda küçük gemiler ve kürekler imal edilmiştir.[7] İhtiyaç halinde bu tersanelerde yapılacak gemilerin adetleri ve çeşitleri o yerlerin kadılarına, naiplerine, ayanlarına ve mütesellimlerine bildirilir. O bölgenin mühendis ve ustaları tayin olunur veya oraya gönderilirdi. Kuşadası’nda ise çeşitli tarihlerde “iki kırlangıç ve iki şayka “ gemisi yapılmıştı.  
                    
Osmanlı devleti ekonomik, sosyal ve politik hayatında, iç politika ve stratejik hedefler planlamasında Kuşadası Liman bölgesi hep yer almıştır.  Öyle ki Osmanlı devleti, ordu için gerekli hammadde, silah, mühimmat, arpa, buğday, çavdar, yelken bezi, at, deve, katır, hububat gibi maddeleri yalnızca bu hat üzerinden ihraç ettiği gibi, bu hat üzerinde de stratejik nakliyat için gerekli liman ve şehir yapılarının yapıldığı Osmanlı Arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır. Nitekim 23 Ağustos 1751 tarihli[8] Osmanlı Arşiv belgesinde, yakında başlayacak olan Osmanlı-Rus harbi için donanmanın ihtiyaç duyduğu 10 adet Kırlangıç tipi savaş gemisinin “ Midilli, Rodos, Mora, Sakız ve Kuşadası” nda imal ettirilerek, eksikliklerinin tamamlanıp bayramdan önce İstanbul Boğazında Osmanlı donanmasına katılma emri yer almaktadır.
                    
Ayrıca; bu belgede Kuşadası’nda “Kara Osmanzade Kapucubaşı Ahmet Ağa” tarafından kontrol edilen her türlü küçük gemilerin inşa edildiği bir gemi yapım tezgâhının varlığı da ortaya çıkmaktadır. Nitekim Osmanlı donanması için “ Kırlangıç “ tipi gemi inşa tersanelerinden birisi de Kuşadası’nda bulunmaktadır.  Zira 17.yy dan dan itibaren İspanyol tarzı kalyonların Akdeniz sularında hem askeri hem de ticari amaçlı olarak dolaşmaları neticesinde kürekle hareket eden kadırga tipi gemilere sahip Osmanlı ticari ve askeri deniz filosu bu denizde hâkimiyetini kaybetmeye başlamıştır. Kuşadası’nın daki dâhil olduğu başta Limni adasına ve diğer yerlere gönderilen Osmanlı Arşiv belgesi şöyledir,
                  
Limni Kadısına ve Limni Voyvodası Abdul Kerim’e hükümdür. Sen ki adı geçen voyvoda olarak Moskov üzerine sefer düzenleneceğinden deniz savaşlarında başarılı olmak ve donanmayı güçlendirmek için Karadeniz tarafına sevk edilmek üzere iki kıta kırlangıç gemisinin inşa edilerek her türlü harp teçhizatının tamamlanarak donanmaya katılması için fermanım yayınlanmıştır.  Bu durumda adı geçen Kırlangıç tipi savaş gemilerinin inşa edilerek ve eksikliklerinin tamamlanarak bayrama kadar hazır edilmesi hususunda emrim vardır. Her halde ve durumda bu iki kıta Kırlangıç gemisinin hazırlanarak İstanbul Boğazında donanmama katılması ve tersanelerimde bu iş için azami derecede gayret sarf edilmesi, Limni kadısı kuluma da emrimdir. Bu emir gereği gemilerin zamanında yetiştirilmesi hususunda fermanım yazılmıştır. Ona göre hareket edilsin. Fi 23 Recep  sene 1202/ 29 Nisan  1788 “
                    
O dönemin Limni Adası kadısına ve voyvodasına yazılan bu ferman ile Kırlangıç türü gemilerin bayrama kadar bitirilmesi ve donanmaya katılması emredilmektedir. Bu fermanın ekinde ise ;   “ Midilli Adasında Midilli Nazırı Kaptanpaşa Ömer Gülsüm gözetiminde Midilli kadısına, Rodos Adasında mütesellim Hasan kaptan gözetiminde Rodos kadısına, Mora’da  eski Mora valisi    Vezir Mehmet Paşa gözetiminde  paşanın kendisine,   Sakız   Adasında muhassıl ve naib olan  Mehmed Paşa’nın kendisine   ve Kuşadası’nda Kara Osman zade Kapucu başı Ahmed   gözetiminde  Nureddin ve Kuşadası naibine “  ek tezkerelerle Limni adası dışında  Sakız, Midilli ve Rodos adaları ile Mora  ve Kuşadası limanlarında ikişer adet kırlangıç gemileri yapılması emredilmektedir.
                    
Kuşadası’na yazılan emrin tamamı şu şekildedir. “ Kuşadası’nda Kara Osman zade Kapucu başı Ahmed gözetiminde yeniden inşa edilecek iki kıta kırlangıç gemisi için para harcayan Nureddin ve Kuşadası naibine hitaben yazılmış bir kıta şukka (tezkere ). “ Bu fermandan anlaşılacağı üzere 18 yy sonlarında Kuşadası’nın vergilerini Kara Osmanzade ayan ailesi toplamaktadır. Bu ailenin bir ferdi olan Kapıcıbaşı Ahmed Kuşadası bölgesini yönetiyor ve Osmanlı adına vergileri topluyordu.  Osmanlı bu fermanla Karaosmanzade Ahmet beyi gemilerin yapılması konusunda muhatap almış ve sorumlu tutmuştu.
                    
Karaosmanzade ailesi aslen Akhisar’ın Yaya karyesindendir. Bugünkü “Zeytinliova “ köyüne mensup “Kara Osman “ adlı bir sipahi tarafından kurulmuştur. Kara Osman Ağa; 1644 de kapıcılık ve mukataa eminliği, 1666 yılında da Saruhan (Manisa) ve Güzelhisar (Aydın) bölgelerinde yaşayan Hristiyan ahaliden alınan cizye mütesellimi yani devlet vergilerini toplama görevlerinde bulundu. Bu işler sayesinde servet ve güç sahibi haline geldi ve adı Manisa âyanı arasında geçmeye başladı[9]. 1706 da öldüğünde arkasında bölgenin idaresinde önemli bir rol üstlenecek ve Karaosmanoğluları“ Karaosmanzâdeler “ diye anılacak güçlü bir aile bıraktı. 
                 
Ailenin Manisa ve yöresindeki şehir, kasaba ve köylere kadar nüfuzunu yaymasında Kara Osman Ağa’nın büyük oğlu “Hacı Mustafa Ağa” nın önemli bir payı oldu. Mustafa Ağa, 1724 İran seferi sırasında bölgeden istenen develerin toplanması işiyle kendini gösterdi. 1730’da Manisa’nın “serdengeçti ağası” olarak Aydın yöresinden toplanan 1000 kişilik askerin kumandanlığına getirildi. İran seferlerinde gösterdiği başarılarla dikkat çekti. 1743’te Saruhan sancağı “mütesellimliğine” getirildi. “ Kara Osmanzade“ ler Kırlangıç gemilerin yapıldığı dönemlerde Batı Anadolu’da Manisa, Turgutlu, Aydın ve Kuşadası’na kadar olan geniş bir bölgede vergi toplamakla görevliydiler.
                    
Peki Kuşadası’nda yapılan Kırlangıç ve Şayka gemileri nasıl gemilerdi? Kırlangıç (Swallow) ve Şayka (Martı)  demektir. Birincisi İngiliz, ikincisi ise Rusça dillerinden Türkçe ’ye geçmiştir. Kırlangıç, kadırga” yani kürekli gemilerden “firkate sınıfının en küçük gemilerinden olup, Osmanlı’nın “ İnce Donanma”  dediği başta Tuna nehri olmak üzere nehir ve ırmaklarda kullandığı küçük savaş gemisidir.[10] Kırlangıç gemileri daha çok “haberleşme ve karakol hizmeti” görmüşlerdir.  Sadece Tuna’da değil, Mısır sahillerinde de kullanılmışlardır.1791 de yeni yapılmış büyük bir kırlangıçta 100 kişi bulunuyordu.
                   
Kırlangıç gemisinin diğer teknik özellikleri ise şöyledir. Donanma da akın harekâtlarına katılabilen,  yüz kişilik savaşçı ve mürettebattan oluşan kadrosu ve bir topu ile döneminde Akdeniz’in en hızlı gemisidir. İnce formu, tek beyaz Latin yelkeni açtığında sancak (sağda) ve iskelede (solda) havaya kaldırılan kürekleri ile suyun üzerinde “ uçan bir kırlangıca  benzemektedir. Bir kırlangıcın mürettebatı;[11]1 reis, 1 kılavuz, 2 dümenci, 2 çavuş, 6 yelkenci, 1 aşçı, 1 marangoz, 1 kalafatçı, 2 topçu, 6 adet çeşitli işleri yapan gemici ve hem kürek çeken hem de savaşan 57 levent ile akın harekâtlarında ve savaşlara giderken tekneye katılan çeşitli silahlarda ustalaşmış 20 - 25 adet savaşçı olmak üzere toplam 80 - 105 kişiden oluşan mürettebata sahiptir.
                     
Transkripsiyonunu yaptığımız arşiv belgesine, yaralandığımız kaynaklardaki bilgilere ve belirtilen teknik özelliklere göre Kuşadası’nda yapılan Kırlangıç gemisi 100 kişilik mürettebatlı,  hem kürek ve hem de yelken kullanabilen çok süratli bir Osmanlı gemisidir.
                             
Osmanlı Kadırgası Kırlangıcı ile Uçmak “deyimi o dönem denizcileri arasında moda olan bir sürat ifadesidir.  Sadece kırlangıç değil, kentimizdeki Osmanlı gemi yapım tezgahlarında Şayka gemilerinin de yapılması Kuşadası tarihindeki övünülecek bir vakıa ’dır.  Bu da Kuşadası’nın 18. yy sonlarında dahi Batı Anadolu’da önemli bir ihracat-ithalat limanı olduğu kadar süratli Osmanlı savaş ve ticaret gemileri yapacak bir gemi sanayisi alt yapısına sahip olduğu gerçeğidir.   Hani bugünlerde “ Kuşadası’nda yaşamak bir ayrıcalıktır” diyorlar ya bence de öyledir. Osmanlı zamanında da öyleymiş.
 
 
  

Kaynakça

 

Baykara, T. (1990). Aydınoğlu Gazi Umur Bey. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.

BOA. (tarih yok). C.BH 2208 9720 001. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri.

Bostan, İ. (2010). Osmanlılar ve Deniz. İstanbul: Küre Yayınları.

Demir, T. (2015). Denizlerdeki Osmanlı. İzmir: Yakın Kitapevi.

Ertuğrul, A. C. (2020, Mart 23). Bir Osmanlı Kadırgası Kırlangıç ile Uçmak. Academia.edu: www.academia.edu.tr adresinden alınmıştır

İ.Turna, A. P. (2015). Çektirme Gemisinin Tarihi ve Dönemin Ticari Faaliyetlerindek Rolü Üzerine Bir İnceleme. Türk Deniz Ticareti 8. Sempozyumu Karadeniz Limanları (s. 125). Ordu: Marmara Üniversitesi .

Kalyon, Türk Denizcilerinin Kullandıkları Gemi Çeşitleri. (2020, Nisan 9). Turkosfer: www.turkosfer.com adresinden alınmıştır

M.Taş, M. (2019). 18. yy Osmanlı Donanmasında Kaptan Paşalık. International Social Sciences Studies Journal, 1977-1986.

Nagata, Y. (2001, Cilt 24). Kara Osman Zade. Türkiye Diyanet Vakfı islam Ansiklopedisi, s. 468-470.

 [1] Taş, M. & Tunç, M. N. , 18.Yüzyıl Osmanlı Donanmasında Kaptan Paşalık, International Social Sciences Studies Journal, Yıl 5 Sayı 33, İstanbul 2019, s 1977

[2]  İdris Bostan, Osmanlılar ve Deniz, Küre Yayınları, 4. Baskı, İstanbul, 2010, s. 124-129

[3] İdris Bostan, Osmanlılar ve Deniz, s. 124-129

[4] :  İ. Turna-A.E. Pirim, Çektirme Gemisinin Tarihi ve Dönemin Ticari Faaliyetlerindeki Rolü Üzerine Bir İnceleme, Türk Deniz  Ticareti 8. Sempozyumu  Karadeniz Limanları, Ordu Mayıs 2015, s 125

[5] Kalyon, www. turkosfer.com/turk-denizcilerinin-kullandiklari-gemi-cesitleri/ erişim tarihi 09.04.2020

[6] Tuncer Baykara, Aydınoğlu Gazi Umur Bey, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara  1990 , s 78

[7] Tanju Demir, Denizlerdeki Osmanlı, Yakın Kitabevi, İzmir 2015, s 69-73

[8] BOA.C.BH.208.9720.001

 [9] Karaosmanzade , Yuzo Nagata, TDV İslam Ansiklopedisi, 2001 İstanbul, Cilt 24,  s 468-470

 [10] İdris Bostan, Osmanlılar ve Deniz, s 149-150

[11] Ali Can Ertuğrul, Bir Osmanlı Kadırgası Kırlangıç ile Uçmak, https :// www.academia.edu /12733488 /Bir Osmanli  Kadirgasi Kirlangic ile Ucmak . erişim tarihi 24.03.2020



 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret163085
Köşe Yazıları
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356
Hava Durumu
Saat