• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

KUŞADASI KÜLTÜREL ve TARİHİ MİRASI KORUMA DERNEĞİ

Üyelerin dikkatine
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim

Köyler

KUŞADASI KÖYLERİ



Kuşadası’nın topoğrafik yapısı dağlık ve kimi yerde düzlük şeklinde olmasından dolayı düzlük alanlar Osmanlı dönemlerinde genellikle tarım alanları olarak kullanılmış, dağlık arazilere ise köyler kurulmuştur. Kuşadası köyleri ile ilk bilgiler 1421 tarihli ve I. Murat dönemine ait Mufassal defter kayıtlarında vardır. 1534 den sonra ise  Osmanlı imparatorluk olduğundan  Kuşadası kazası Sığla sanacağına köyleri ile bağlanmıştır. 1676-77 yıllarında Kuşadası sancağına bağlı ; Anya, Kulfallı, Çanlı keferesi, Çanlı Müselman, Çınar, Küplüce, Çömlekçi, Karamanlu, Devlethan,  Köyceğiz, Tırha, Kavak “karyeleri-köyleri “ ve Değirmenci ve Mustafa Ağa  Çiftlikleri vardır. Kuşadası köyleri ile birlikte 245 hane ve 3848 kişilik nüfusa sahiptir.1830 lardan itibaren Kuşadası ve çevresine Rus, Balkan ve I. Cihan savaşları sonrasında oluşan göç dalgaları nedeniyle bazı yerleşimler düzlük ovaların yakınına kurulmaya başlanmış ve zamanla bu köyler büyüyerek kaza haline gelmiştir. Kuşadası’nda  Osmanlı dönemindeki köylerin sayısı çok değişiktir. Sığla sancağına bağlı olan Kuşadası kazasında 19.yüzyıl sonlarında  29 olan köy sayısı, 20. Yüzyılın başlarında ise 32 ye kadar yükselmiştir. Osmanlı dönemi köylerinin isimleri şunlardır. İslam Çanlı, Eniye, İcadiye, Ervaliye, Burgaz, Burhan, Barutçu, Parenke, Caferli,  Cevaşir, Çınar, Çerekçe, Havuçlu, Hamidiye, Hırye, Hristiyan Çanlı, Sultaniye, Şeyhler, Turha, Şadbe, Aziziye, Kofarel, Kuyumcu, Küplüce, Yayla, Kozpeyker, Çerkes Davud ve Türk Davud. 1908 yılı salnamesine göre ise bu sayı 32 olmuş ve bazı köy isimleri aynı kaldığı gibi, bazı köyler ya birleşmiş veya yenileri kurulmuştur. Bu salnameye göre Kuşadası köy isimleri şunlardır ; Çaklı, Çaklı Çerkes, Terk-i Dud, Çerkes Davut, Tırha, Caferli, Yayla, Osmaniye, Havuç çilli, Ayna, Kurfal, Sultaniye, Burgaz, Çınar, Kirazlı, Rum Çaklı, Aziziye, Belevi, Kozgibar, Kuyumcu, Kozgibar aşireti, Cevaşir, Pranka, Burhan, Hayriye, İcadiye, Hamidiye, Şeyhler, Barutçu,  Şadiye, Arvalya, Çirkince. [1]  1924 Lozan mübadelesi Türkiye Cumhuriyeti devletinin yeniden idari yapılanmasından dolayı Kuşadası köyleri sayısında önemli ölçüde azalmalar olmuştur. Ayasuluk ve çevresindeki bazı köyler Kuşadası’ndan alınarak Selçuk adlı yeni ilçeye bağlanmış ve bazı küçük köyler ise birleştirilmiştir. Aziziye, Belevi, Kozgibar, Kuyumcu, Kozgibar aşireti, Sultaniye, Hayriye, İcadiye, Hamidiye, Şeyhler, Barutçu,  Şadiye, Arvalya, Çirkince köyleri doğrudan İzmir iline bağlı Selçuk kazası köyleri olmuştur. II. Dünya Savaşı’nın bazı olumsuz etkileri sonucunda ise köy yerleşimleri azalmış ve köylerden şehire göçler başlamıştır. 1957 yılında Kuşadası İzmir’den ayrılarak, Aydın vilayetine bağlı bir  ilçe olmuş ve tabiatıyla köy sayısı oldukça azalmıştır. Caferli, Yayla, Soğucak, Kirazlı, Burgaz, Çınar,  Yeniköy, Davutlar ve Güzelçamlı köyleri  Kuşadası idari yapılanmasına dahildir. 1965 lerden sonra başlayan turizm hareketi sonucunda turistik işletme yatırımları hızla artmaya başlamış, beraberinde nüfus artmış ve yurdun her tarafından göçler başlamıştır. 1980lerden sonra ise bu durum tamamen kontrolden çıkmış ve köyler bile betonarme bina istilasına uğramış ve köylerin verimli arazileri turizm yatırımlarına kurban edilmiştir. Kuşadası’nın köy sayısı giderek azalmış, Davutlar çok büyümüş irice bir kaza olmuş ve  İslam şanlı olan köy isim değiştirerek Güzelçamlı adıyla Davutlara bağlanmıştır. 2000 li yıllardan itibaren bu nüfus artışı ve bozulmalar hızla devam etmiş ve Kuşadası’ndaki köy sayısı sadece 7 olmuştur. 10 Temmuz 2004 [2] tarihinde  TBMM meclisi tarafından “ Büyükşehir Yasası “ kabul edilmiş ve ilk etapta Türkiye genelinde 17 Büyükşehir ilan edilmiştir. Bu kanunun devamı olarak 12.11.2012 tarihinde  6360 [3] sayılı  kararla TBMM meclisi  büyükşehir illerine yeni 13 il daha ilave etmiştir. Bu kanunla Aydın ili Büyükşehir olmuş ve 2014 Belediye seçimlerinden sonra Kuşadası ilçe hüviyetini muhafaza etmesine rağmen, bazı yetkiler Aydın Büyükşehir’e devredilmiş ve ne yazık ki Kuşadası köyleri “ mahalle “ olmuştur. Sadece aydın ilinde 490 kadar köy “ mahalle “ olarak yeniden yapılandırılmış ve idari olarak “ köy muhtarları “ mahalle muhtarları olmuşlardır. Biz köylerimizin mahallelere dönüştürülmesi kararına karşıyız ve benimsemiyoruz. Köylerimizin turizm adına rant ekonomisi tarafından yağma edilmemesi, Türk örf ve adetlerinin korunması ve diğer sayamayacağımız  çok çeşitli sosyolojik ve tarihi gerçeklerden dolayı “ yaşamasını ve korunmasını “ arzu ediyoruz. Günümüzde mahalle olarak adlandırılmalarına rağmen  “Kuşadası köyleri “ adı altında bir bölümle bu tarihi köylerimiz hakkında bilgi sunmak istedik. Umarım beğeni ile okuyacak ve Geçmişle-gelecek arasında bir köprü olan bu köylerimizi hep beraber yaşatacağız. Kuşadası’nın bugün bizim tabirimizle 6 köyü bulunmaktadır. Bunlar ; Yeniköy, Çınar, Kirazlı, Soğucak, Yayla köy ve Caferli “dir. Davutlar ve Güzelçamlı köy olma vasıflarını yaklaşık on beş sene önce kaybetmiş ve nüfus olarak çok büyümüşlerdir. Buna rağmen bu bölümde yer almışlar ve tarihleri ve görülecekleri yerler hakkında bilgi verilmiştir.

[1] İbrahim Cavid, Aydın Vilayet Salnameleri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2011 Ankara

[2] TBMM Kanunlar ve Kararlar Dairesi başkanlığı, 10.07.2004 tarih ve 5216 sayılı kanun

[3]  TBMM Kanunlar ve Kararlar Dairesi başkanlığı, 12.11.2012 tarih ve 6360 sayılı kanun


CAFERLİ KÖYÜ



Aydın iline 76 km, Kuşadası ilçesine 15 km uzaklıkta olan Yörük köyü Caferli’ye , Kuşadası-Söke yolunun Yayla köy mevki sağ tarafından giden yol ile ulaşılır. Söke , Granta mezarlığına varmadan sağdaki yol takip edildiğinde köye ulaşılır. Önceleri İslam Şanlı köyüne bağlı olan bu yerleşim daha sonra Güzelçamlı’ya bağlanmış  ve 1965 lerden sonra Caferli adıyla köy tüzel kişiliğini kazanmıştır. Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

DAVUTLAR



Türklerin Davutlar ve çevresine etkinlikleri 1090 yılında Emir Tanrıvermiş zamanında olmuştur. Çaka Bey zamanında İzmir ve adalar çevresinde Türk yerleşimi artar. Menteşe Bey'in damadı Sasa Bey 1282 yılında Efes, Tire, Kuşadası ve çevremizi Türk hakimiyetine katar. Yıldırım Bayezit zamanında (1390) Osmanlı topraklarına katılır. Osmanlı'nın diğer bölgelerinde olduğu gibi bölgemizde Türkmen, Rum, Yahudi ve Ermenilerin barış içinde yaşadıkları yer haline gelir.  Davutlar' daki Türk yerleşimi XI ve XIV. yy lar arasında göçebe yaşam tarzı ile başladığı ve daha sonraki dönemlerde yerleşik yaşam biçimine dönüştüğü bilinmektedir. Davutlar' a Türklerin yerleşimi ile ilgili halk arasında anlatılan "Önceleri buraya Çanlı derlermiş. Daha sonra buraya gelen Çerkez ve Yörüklerin başında iki bey varmış. Birisi Davut, diğeri Cafer' miş. Bunlar o zamanlar hayvancılıkla geçinirlermiş. Davut çadırını bugünkü yere (Davutlar), Cafer de bugünkü Caferli'ye kurmuşlar. Zamanla bu yerlere binalar yapılmış ve bugünkü Davutlar ve Caferli meydana gelmiş." hikayesinin mantıklı olduğu düşünülebilir. Davutlar ‘ın Osmanlı Dönemindeki 1676 yılı vergi kayıtlarında Karye-i Çanlu Müselman' dır. 1891 yılı vergi kayıtlarında ismi Davut Köyü olarak geçmektedir. Osmanlı İmparatorluğu' nun son dönemlerinde Kuşadası kaza olmuş (1922) ve Kuşadası'nın iki nahiyesinden biri de Davutlar ‘dır.[4] Türklerin Anadolu' ya yerleşmesinden sonra, bu yörede kurulan ilk yerleşme yeri Davutlar ‘ın doğusundaki Köyceğiz denilen yerdir. Sırasıyla Davutlar' ın güneyinde Hacıosmanlı denilen yerde, güneybatıda Davut Köy diye anılan mevkiinin üstünde Tahtacılar köyü, ardından bugünkü Davutlar' ın İslamşanlı Mahallesi' ni Osmanlı-Rus Savaşı (1878 ) sonrasında Kafkaslardan gelen Çerkezler ve Yörükler kurmuşlardır. Girit İsyanı (1896) sonrasında 1900 yılında Girit Adasından gelen Türkler için Osmaniye Mahallesi kurulmuştur. Balkan Savaşı (1911) ve Kurtuluş Savaşı sonrasında (1936) sonrasında ise Romanya ve Bulgaristan' dan gelen göçmenler için Göçmen Mahallesi, bu günkü adıyla Yenimahalle kurulmuştur ve bugünkü Davutlar ortaya çıkmıştır. Bu üç mahalleyi birleştiren Cumhuriyet Alanı' nın doğusundaki binalar 1926 yılında Molla Mustafa tarafından yapılmış, genişleyerek Türkşanlı Mahallesini oluşturarak bucak merkezi haline gelmiştir.  Yunan işgali sırasında halk Davutlar' ı terk ederek Antalya ve İç Anadolu' ya kadar göç etmiş, Kurtuluş Savaşından sonra tekrar yerlerine dönmüştür. Yaklaşık 90 yıl önce köyde bir kolera salgını olmuş, birçok Çerkez hastalıktan ölmüş, bugünkü Davutköy mezarlığı o zaman kurulmuştur. Anlatılanlara göre halk, ölülerini üst üste gömmek zorunda kalmış. Cumhuriyet'ten önce bu dört mahallenin nüfusunun bu günkü nufüstan kalabalık olduğu söylenmektedir. (Çevre Rum ve Ermenileri) Yörede Rum ve Ermeni isimleriyle anılan yerler vardır. Apostolun Bahçesi, Andonoki, Papaz damları gibi. O zamanlar tüm Osmanlı da olduğu gibi bu yörenin ticareti onların elinde idi. Sonraları köyde Türklerden ilk bakkal dükkanını M. Ali Yavuz açmıştır. Cumhuriyet'ten önce Osmaniye Mahallesi' nde bir evde mahalle halkının isteği ile bir ilkokul açılmış, eski harflerle uzun zaman öğretim yapılmış ve asıl ilkokul da 1934' de hizmete açılmıştır. 1963' e kadar öğretim burada devam etmiştir. Davutlar, Kuşadası ile birlikte İzmir İli' ne bağlı iken DP döneminde Aydın iline bağlanır. (1957). 1969 yılında o zamanki köy muhtarı İbrahim Saka' nın büyük çabaları ile Belediyelik olur. İlk belediye başkanı da AP' den İbrahim Saka olur. Davutlar 1960 - 1980 - 1990 yıllarında çeşitli nedenlerle ülkemizin çeşitli yörelerinden ciddi göçler alır. 31.03.2014 tarihinde Davutlar Belediyesi lağvedilmiş, Davutlar mahalle olmuş ve Belediye araçları ile personeli  Kuşadası Belediyesine ve Aydın Büyükşehir Belediyesi emrine verilmiştir.



[4] www.kusadasibenim.com/davutlar/erişim tarihi 08.02.2018

GÜZELÇAMLI



Güzelçamlı Aydın ili sınırları içinde, Kuşadası 'nın kıyı şeridi üzerinden 25 km. güneyinde, Dilek Yarımadası - Büyük Menderes Deltası Milli Parkı 'na komşu bir sahil beldesidir. Güzelçamlı beldesi yakınlarındaki Panaonion şehri antik çağdaki 12 İyon şehirlerinden biridir ve beldenin tarihi geçmişi ilk çağlara kadar uzanır. M.Ö. 6 yüzyılda Lidya egemenliğine giren İon şehirleri daha sonra sırasıyla Helen, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu ve Osmanlı yönetimleri tarafından idare edilmişlerdir. Güzelçamlı hakkında ilk arşiv belgeleri 1766-67 tarihli avarız defterleridir ve “ karye-i Çanlı Müselman ve Karye-i Çanlı Kefere “ adları ile iki köy vardır. Bu köylerdeki nüfus sayıları çok azdır. 1830 Yunan isyanı, 1877-78  doksan üç harbi ve 1897 Girit isyanı sonrasında oluşan göçlerle Ege yöresine yerleştirilen muhacirlerin bir kısmı da Güzelçamlı yöresine yerleştirilmiş ve bu bölgede Osmaniye mahallesi II. Abdülhamid zamanında kurulmuştur. 7 Eylül 1922′de Güzelçamlı’ da bulunan Rumlar balıkçı teknelerine doluşarak Samos (Sisam) ve Midilli adalarına kaçtılar. O tarihte Rumların oturduğu Rum çamlısı köyü (Güzelçamlı) 2 yıl bomboş kaldı. 1924 yılının şubat ayında Yunanistan’ın Kavala kentine 16 km mesafedeki Leftere köyünde bulunan Türkler 80 hane (400 nüfus) çoluk çocuk erkek kadın tavuklarını, köpeklerini, eşeklerini, eşyalarını ne varsa yanlarına alarak “1Nuhun Gemisi” gibi bir gemiye doluşarak Türkiye’ye İzmir’e yola çıktılar. Nihayet İzmir’e (Konak semtine) geldiklerinde, sahile çadırlar kurdular, bütün eşyaları ve hayvanlarıyla 7 gün kaldılar. Nereye yerleşeceklerini bilmiyorlardı. Konak’ta bir hafta içinde sıcak ilişkiler kuran Leftereli göçmenlerimiz tavsiye ve tarif üzerine Rum çamlısı (Güzelçamlı) köyüne doğru katırlar, eşekler ve at arabaları ile Selçuk üzerinden Rumçamlısı’na ulaştıklarında perişan ve bitkin haldeydiler. 28 şubat 1924′de Rumların boşalttığı  bu köyün evlerine yerleştiler. Çamlar arasında ve deniz kenarındaki bu köyün muhteşem güzelliği çektikleri zorlukları unutturmuştu. Türk hükümeti iskan hakkı olarak civardaki nüfus başına 7,5 dönüm araziye sahip oldu. Bu şanslı göçmenler bu güzel köyün adını Dilek Milli parkının içinde bulunan “Kalamaki”(iyimaki), (kala : iyi – güzel maki: kısa, bodur ağaç) den esinlenerek “Rum çamlısı olan ismi Güzelçamlı olarak değiştirdiler. Leftere göçmenleri tarım aletlerini de beraberinde getirmişti. Leftere de iken de tütün, susam, buğday ekerek hayatlarını sürdüren bu vatandaşlarımız Güzel çamlıda da aynı tarım hayatlarını sürdürmeye başladılar. Daha önce burada yaşayan Rumlar hem hayvancılıkla (çok sayıda davar ve keçileri vardı) uğraşıyorlardı. Hem de balıkçılık yapıyorlardı. Diğer yandan dağdan kireç ocaklarından kireç elde ederken kömür ocaklarından da elde edilen odun kömürünü kullanıyorlar ve ticaretini yapıyorlardı. Bölgeyi iyice inceleyen göçmen vatandaşlarımız aynı uğraşı yaparak yaşamlarını sürdürdüler. 1950 Yılına kadar Söke’ye ulaşım eşek ve atlarla yapılırdı. Alış-verişe genellikle Salı günleri gidilir Çarşamba günü dönülürdü. Pazardan kuru yiyecek, elbise ayakkabı gibi ana maddeler alınırdı. 1992 yılında belediye olan Güzelçamlı hızla büyümüş, göç almış ve Dilek yarımadası Milli Parkı ile Zeus mağarasının belde sınırları içinde olması nedeniyle gerek yurt çapında ve gerekse Avrupa ülkelerinde kısa zamanda tanınmıştır. 31.03.2014 tarihinde ise Güzelçamlı Belediyesi  son çıkan Büyükşehir kanunu nedeni ile lağvedilmiş, belediye araçları ve personeli  Aydın Büyükşehir belediyesine devredilmiş ve “ Güzelçamlı mahallesi “ adını almıştır.

KİRAZLI KÖYÜ



Kuşadası’na 11 km uzaklıkta Yörük Türkleri tarafından kurulan ve organik tarımın yapıldığı Ege köylerinden biridir Kirazlı. 1427 yılında üç göçmen çoban ailesi, Eşeoğulları, Efendioğulları, Köseoğulları, Kirazlı yöresine gelmişler obalarını bu verimli, yemyeşil cennet topraklar üzerine kurmuşlar. O tarihlerde, köy kurulurken su künkleri ye bol miktarda küpler çıkmış bu nedenle köyün adına KÜPLÜCE denmiş «Daha sonra bu arazinin verimliliğinden dolayı adı AKÇAOVA olarak değiştirilmiş, ovada; her çeşit ağaç mevcuttur. Örneğin, kiraz, vişne, erik, kayısı, üzüm, incir, zeytin, fındık, nar, ayva, ceviz, çam ağaçları, tarım ürünleri olarak da tütün, susam, mısır, nohut, fasulye yetiştirilir. Köyde, kiraz ve vişne ağaçlarının iyi verim vermesi köydeki meyvecilik açısından ağırlığı kiraza yönlendirmesi dolayısıyla köyün de adının değişmesine yol açmıştır. Ve köy bir kez daha isim değiştirerek KİRAZLI adıyla anılmaya başlanmıştır. Tarım ürünlerine paralel olarak, hayvancılık da gelişmiş, inek, koyun, keçi gibi hayvanlarda çoğalmıştır. Kirazlı adına uygun olarak, 1975 yılından itibaren Kiraz şenlikleri düzenlemeye başlamış, Kiraz Güzeli seçilerek, hediyeler verilmiş, iyi kiraz üretimi teşvik edilmiştir. İzmir'de 5000-6000 kadar İtalyan vardı. Müttefikler 1917'deki St. Jean de Maurienne Konferansında İzmir’i İtalyan nüfuz bölgesinde gösterdiler. Muhtar, Hüseyin Uluçay’ın evinin yanında bir karakol vardı. işte bu karakol önce Rumlar tarafından karakol olarak kullanıldı. 1914–17 yıllarında Yunanlılar burayı bir müddet yurt edinmişler, 7 Eylül 1922'de de terk etmek mecburiyetinde kalmışlardır. 1917 yılında İtalyanlar Kirazlıda atlarla devriye geziyorlar, diğer taraftan yerli Rumlar, İtalyanlar, Yunanlılar bugün Kuşadası’nın su kaynaklarının bulunduğu, Değirmen deresi mevkiindeki Manastıra ibadet için gidiyorlar. 1922 yılında bu bölgede kurtuluş hareketlerinin başlaması ile İtalyanlar ve Yunanlılar, Çamlık tarafından kaçmaya başladılar. Kaçarken, Kirazlı Köyü halkından bazılarını da beraberinde götürüyorlar, karşı gelenleri de öldürüyorlardı. Nihayet Türk ordusunun atlı süvarilerinin, 7 Eylül 1922’de önemli bir direnişe maruz kalmadan, Kuşadası’na girmeleri üzerine Türk Bayrağı dalgalanmaya başlamıştır. Bu yıllarda Kirazlı’da 50 – 60 ev vardı, nüfusu da 300 dolayında idi. Kirazlı, köy camii, 1954 yılında restore edilmiş olup, bugün halen kullanılmaktadır. 100 yıllık bir camii olduğu tahmin edilmektedir. Değirmen deresi mevkii, yeraltı su kaynakları açısından oldukça zengindir. Turistik ilçe olan Kuşadası suyunun önemli bir kısmını buradan temin etmektedir. Asar Kayası veya Asar Altı mevkiinde bulunan Kırk Ayak merdivenleri, Tayla Köyü tarafında olup, Milattan sonra I. ve II. yüzyıl Roma devri gözetleme kalesinin temel duvarlarını muhafaza etmektedir. Yatırlar, manastırlar, mağaralar bölgesi Kirazlı; inanç turizmi, mağara turizmi, sağlık turizmi, avcılık turizmi, at ve yürüyüş turizmini yerli ve yabancı turistlere yörenin hizmetine sunmanın kıvancını taşıyor. Türkiye’nin ilk köy pazarı Kirazlı’da açıldı. Köylüler ürettikleri organik sertifikalı ürünleri İstanbul, Ankara ve İzmir organik pazarlarına da göndermektedirler.  Köyde faaliyet gösteren ve yöresel lezzetleri yaşatmaya çalışan kırsal restoranların pek çoğu kendi bahçelerinde 2005 yılından beri organik ürün yetiştirmekte ve bu ürünleri Mutfaklarında değerlendirmektedir.[5]



[5] Yılmaz Gencer Em. Kuşadası Turizm Müd, KUYETA Nisan 2012  ve Mayıs 2012 sayıları

SOĞUCAK KÖYÜ



Soğucak köyü,  Kuşadası merkeze bağlı bir yerleşim yeridir. Kuşadası´na 11 km Söke´ye 10 km Aydın il merkezine ise 72 km uzaklıktadır. Köy merkezinden Kuşadası´na direk minibüs hattı vardır. Söke´den gelen Kuşadası arabalarıyla Soğucak Köy yol ayrımından inilerek yaklaşık 1 km lik yürüyüş mesafesinden sonra köye ulaşılabilmektedir. Köyün tüm bağlantı yolları asfalttır. Köyün rakımı yaklaşık 150-200 metredir. Köy Akdeniz iklimi etkisi altındadır. Buna bağlı olarak tütün, buğday, pamuk, incir, zeytin ve fıstık çamı yetiştirilmektedir. Köy çok değerli turizm havzası içerisinde yer almaktadır. Turizm gelirleri değerli arsa ve emlak ekonomisi köyün değerini yükseltmektedir. Köy kadınları bazlama ve gözleme tezgahlarıyla köy içinden geçen yerli ve yabancı turistlere satış yaparak ekonomiye katkıda bulunmaya çalışmaktadırlar. TUİK verilerine göre 1997 yılında 1365 olan köy nüfusu 2000 yılında 1689 kişiye ulaşmıştır. Soğucak köyünün kuruluşu Bizans dönemine kadar gider ve Selçuklular zamanında Türkmenler tarafından kurulduğu bilinmektedir. Köyün yakınlarındaki Kadı kalesi  önemli bir gümrük limanıdır ve Samos adası ile yapılan ticaretin ana damarlarından biridir. Osmanlı döneminde Anya olarak kayıtlara geçen köy konumu itibarı ile her zaman stratejik bir rol oynamıştır. Anya´lılar Soğucak bölgesinden kendilerine su temin etmekteydiler. Suyun içimi güzel ve soğuk kaynak suyu olması Anya´lıların hayatında önemli bir yer etmişti. Bu nedenle su kaynağının bulunduğu Soğucak Bölgesinin adını köylerine verdiler. Kurtuluş Savaşından önce Sisam (Samos) adasından Soğucak sahillerine gelen Rumlar köyün tepelerinden Efeler tarafından gözetleniyordu. Sahile inen Efeler ile Rumlar arasında zaman zaman çatışmalar yaşanıyordu. Sahilde Sökem Sitesi civarında bir karakol vardı. Yanı başında da yükleme boşaltma amaçlı küçük bir liman bulunuyordu. O tarihlerde Söke´den Ağaçlı Caferli üzerinden limana uzanan tren yolu burada son buluyordu. Kömür ocaklarından trene yüklenen kömürler Kuşadası Limanına gönderiliyordu. Karayolu ulaşımı Kuşadası´na ve Söke´ye at ve eşeklerle yapılıyordu.1922 yılında bu bölgede kurtuluş hareketlerinin başlaması üzerine İtalyan´lar ve Yunanlılar Çamlık ve Soğucak istikametinden kaçmaya çalışmışlar yaşanan uzun mücadele sonucunda 7 Eylül 1922 tarihinde Türk Bayrağı Kuşadası´nda dalgalanmaya başladı. 1951 tarihinde Bulgaristan´dan gelen göçmenlere İskan hakkı ile on, on beş dönüm civarında araziler verilmiştir. Bu ilk göçmenler Soğucak´a yerleştirilmiştir. Bu yıllarda köyde seksen kadar hane bulunmaktaydı.1965 lerden sonra gelişen turizm hareketi Soğucak köyünü de etkiledi ve verimli arazileri bugün tatil köyleri olarak  işgal edildi.

YAYLAKÖY



Aydın iline 62 km, Kuşadası ilçesine 12 km uzaklıktadır. Kuşadası Söke kara yolu üzerinde denizden 150m.yüksekliktedir.Buğday,sebze ve meyve yetiştirilir. Yaz mevsiminde havası oldukça serindir. Köy, Denizli Çardaktan göç eden iki çadır Yörük kabilesi tarafından kurulmuştur. Köy yüksekte ve çevreye hakim yerde olduğu için bu isim verilmiştir. Asıl köy şimdiki yerleşim yerinden 1 km. doğuda kurulmuştur. Toprak kayması olunca şimdiki yerine 1960 lı yıllarda devlet tarafından taşınmıştır. Köy kültürü tipik Yörük kültürüdür. Son yıllarda turizm ve paranın etkisiyle Yörük kültürü yozlaşmıştır. Gelenek ve görenekler yok olmaya başlamıştır. Köy, yol kenarındaki restoranlarıyla ünlüdür. Geleneksel köy yemekleri, ızgaralar, bazlama ve keşkek favori yemeklerdir. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Turizm ve arazi satışı diğer gelir kaynaklarıdır. Köyde son yıllarda zeytin fidanı dikimine önem verilmiştir. Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

YENİKÖY



Aydın iline 49 km, Kuşadası ilçesine 10 km uzaklıktadır. Köy, Çerkez kökenli yurttaşlar tarafından kurulduğu için, halen köylülerin büyük bir bölümü Çerkez geleneklerine bağlılıklarını onurla sürdürmektedirler. Köy eski bir Çerkez köyüdür. Köyün eski adı Kurfallı olup Cumhuriyet döneminde Atatürk tarafından Yeniköy olarak değiştirilmiştir. Köyün içinden geçen ve Çamlık ilçesini Kuşadası'na bağlayan karayolu 1937 yılında Türk Ordusunun bölgede yaptığı ve 15 000 bin askerin katıldığı söylenen askeri tatbikatta izlenen yoldur. Ulu önderin de izlediği ve köyün 1 km batısında bulunan Maden Tepesi'nden makineli tüfek atışı yaptığı rivayet edilen tatbikat nedeniyle bu yola Atatürk Yolu adı verilmektedir. 1995 tarihinde KUŞATAK projesi dahilinde YENİKÖY Maden Tepesi mevkiindeki ormanlık alana Kuşadası Belediyesi tarafından Katı Atık ve Depolama Tesisi adı altında bir çöplük tesis edilmek istenmiş, Osman SOYSAL'ın girişimiyle çevreci avukat Senih Özay önderliğinde köylünün kurduğu 'Kuşadası Yeniköy'de Çöp Deposunu Engelleme Hareketi'nin eylemleri ve mücadelesi sayesinde Orman Bakanlığı söz konusu arazinin tahsisini iptal etmiş, ve proje ormanlık olmayan başka bir alana kaydırılmıştır . Köylünün kendi öz gücüne dayanarak yürüttüğü iki yıl süren güçlü direniş birçok yerel çevre hareketine de örnek oluşturmuştur. Ağustos 2006 tarihinde Selçuk/Efes harabeleri yakınındaki bir şeftali bahçesinde başlayan yangın rüzgârın da etkisiyle kısa sürede çoğu köyün sınırları içerisinde kalan 300 hektara yakın, 25 yaşındaki sarıçam ağaçlarından oluşan ormanı yok etmiştir. Yangın sırasında Yeniköy boşaltılmış ve büyük bir tehlike atlatmıştır. Yangına maruz kalan arazilerde yakın zamanlarda 'maden arama ruhsatı' adı altında bazı firmaların, yangından hemen sonra şüpheli bir şekilde gizlice taş ocağı ruhsatı almaları ve faaliyete geçmek için fırsat kollamaları köy halkı tarafından kaygı ve dikkat ile yakından izlenmektedir.

ÇINAR KÖYÜ


Aydın yolu üzerindeki Çınar köy Kuşadası’na 14 km ve ile 40 km uzaklıktadır. Kuruluş tarihi tam olarak bilinmeyen bu köyün Yörükler tarafından 18. Kurulduğu sanılmaktadır. Tarımla uğraşan köyün nüfusu 120 hanedir ve yaklaşık 800 kişi yaşamaktadır. Köyün ismi çınar ağaçlarından gelmektedir.

Kaynakça

5216 sayılı kanun. (2004, Temmuz 10). Ankara: TBMM Kanunlar ve Kararlar dairesi Başkanlığı.

6360 sayılı kanun. (2012, Kasım 12). Ankara: TBMM Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı.

Cavid, İ. (2011). Aydın Vilayet Salnameleri. Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Davutlar. (tarih yok). Şubat 8, 2018 tarihinde www.kusadasibenim: http://www.kusadasibenim.com/ adresinden alındı

Gencer, Y. (2012 Nisan-Mayıs). Kirzalı köyü. Kuyeta Kuşadası Yerel Tarih Dergisi.

 




 

 

 

 

 

 

 

 




 



 

 

 

 

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret19183
Köşe Yazıları
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.34665.3680
Euro6.07976.1040
Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° 6°
Saat