• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Site Menüsü
Site Haritası

Ma'rifiyye



KUŞADASI MA’RİFİYYE TARİKATI ve KUŞADASI MA’RİFİLERİ






 Tarikatın adı “ledünnî ve vehbî bilgi” anlamına gelen ma‘rifete nisbetle “ma‘rifî” (çoğulu maârifî) kelimesinden türetilmiştir. Tarikatın pîri Seyyid Muhammed Fethu’l-Maârif’in Vahdetnâme-i Fethu’l-Maârif adlı eserinde yolunun mârifet yolu olduğunu, yola tâlip olana “ma‘rifî” denileceğini, yolda sülûk eden dervişe zâhirî ve bâtınî mârifetler (maârif) bahşedileceğini söylemesi, oğlu Seyyid Ali Sâbit Efendi başta olmak üzere bu yola mensup meşâyihin “Ma‘rifî” nisbesiyle anılması, tarikatın adının Ma‘rifiyye şeklinde zikredilmesinin daha doğru olacağını göstermektedir. Seyyid Muhammed Fethu’l-Maârif 1132’de (1719) Mısır’[1]da doğdu. Oğlu Ali Sâbit 1210 (1796) yılında Kahire’de doğduğuna ve bilinen en eski Ma‘rifî tekkesi, halifelerinden Şeyh Ali Kûzî tarafından Kasımpaşa Çürüklük semtinde 1805’te inşa edildiğine göre Fethu’l-Maârif 1800’lü yılların başında İstanbul’a gelmiş olmalıdır. Kartal’da Çavuşoğlu mahallesinde, günümüzde Ankara caddesi üzerinde yer alan Ma‘rifî Âsitânesi’nde vefatına kadar irşad faaliyetlerini sürdürdü. 1817’de âsitânenin tanziminde II. Mahmud’un yakın desteğini aldı, diğer Ma‘rifî tekkelerinin açılmasına öncülük etti. Eşi Hâdiye Sultan’dan dokuz oğlu ve iki kızı dünyaya geldi. Türbesi Kartal’daki âsitânenin hazîresindedir.


Ma‘rifiyye tarikatı İstanbul dışında Manisa[2]’da açılan üç, İzmir Kuşadası ve Bursa’da birer tekke ile temsil edildi. Manisa’da bulunan ilk dergâh İbrâhim Çelebi mahallesindeki Entekkeliler Dergâhı’dır. Antakya doğumlu olması sebebiyle tekkesi halk arasında Entekkeli diye şöhret buldu. Ahmed Vehbi Efendi, Mısır ve İstanbul’da ilim tahsil ettikten sonra Kartal’da Muhammed Fethu’l-Maârif’e intisap etti, hilâfet alınca irşad vazifesiyle Manisa’ya gönderildi, 1833 yılı civarında önce Manisa Hatuniye ve İbrâhim Çelebi medreselerinde müderrislik yaptı, arkasından Manisa eşrafından Rüstem Ağa’nın desteğiyle İbrâhim Çelebi Camii’nin kuzey tarafında açtığı tekkede on sekiz yıl irşad faaliyetinde bulundu. Ehl-i beyt vurgusunun öne çıktığı Ma‘rifiyye’de seyrüsülûk yedisi usul, beşi fürûat olmak üzere on iki esmâ iledir. Bu on iki esmâ on iki imam sırrına bağlıdır. Her bir isim on iki imamın birinin sırrından zuhur eder.

Kuşadası Ma’rifi Tekkesi, 18. yy ikinci yarısının hemen başında  “Meydancı Derviş Mustafa Efendi “ tarafından bağışlanan arsa üzerine kurulan “ Süleyman İbni Meydancı Derviş Mustafa Efendi Vakfı “ adına inşa edilen tekke müştemilatının yapısıdır. 1852 yılının son aylarında kurulması için müracaat edilen vakıf, 1854 yılında devlet tarafından kuruluşu tescil edilerek resmen faaliyete geçmiştir. Rufai tarikatının önemli kollarından biri olan “Ma’rifi” tarikine bağlı olan bu vakıf, Kuşadası’nda Bektaşi müntesiplerinin yoğun olarak yaşadığı “ iki oklu mahallesi” sınırları içindedir. “Cami-Atik Mahallesi 75 ada 5 parsel Yayla Sokak No 2 ”de yer alan eski tekke yapılar topluluğunda yer alan bir evin geniş bahçesinde tarikat postnişini “Ali Ferdi baba” nın  mezarı da yer almaktadır.

19.yy ortalarına doğru İstanbul ve Batı Anadolu’da önemli bir konuma sahip olan “Ma’rifi Tarikatı” nın Kuşadası’nda bir şube açarak tekke kurmaya karar verdiği görülmektedir. Bu nedenle dönemin Kuşadası ileri gelenlerinden ve Rufai dervişlerinden biri olan iki oklu mahallesi sakinlerinden “Meydancı Derviş Mustafa Efendi” kendine ait arsada bir tekke açmak istemektedir. Lakabından da anlaşıldığı üzere Derviş Mustafa Efendi müntesibi olduğu tarikatta meydancılık yapmış ve tekke adabını çok iyi bilmektedir. Vakfedeceği arazide kurulacak yeni tekkenin yaşaması için vakıf kurması şarttır. 17 Safer 1269 / 30 Kasım 1852 tarihinde “vakıf senedi ”ni yazdırarak Kuşadası idarecilerine verir, Süleyman efendiyi mütevelli olarak atar ve İstanbul hükümeti tarafından vakfın onaylanmasını talep eder. “Meydancı Derviş Mustafa Efendi İbni Süleyman Tekkesi Vakfı” adı verilen vakıf, iki seneye yakın süren yazışmalardan sonra 29 Muharrem 1270[3] / 1 Kasım 1853 tarihinde tescile gönderilir ve nihayet 17 Nisan 1854 tarihinde resmi[1]yet kazanır. Vakfiyesinde verilen teminata göre Ma’rifi tekkesi, “750 zira/431 m2 ” alana kurulacak ve tekke binasında “bir semahane ile dolaplı hücresi, harem dairesi, mutfak ve çeşitli eklerin” bulunacağı yapılar topluluğu olacaktır. Vakıf senedinde ayrıca; “Kartal’daki asitanenin tayin edeceği postnişinin on bir küçük çocuğa eğitim vermesini, bu eğitim için şeyhe günlük 18,5 akçe verilmesini, her yıl belirli miktarda zeytinyağı alınmasını istemekte ve tüm vazifeleri “ ayrıntılı bir şekilde yazmaktadır.

Kuşadası Ma’rifi Tekkesinde 1854-1879 yılları arasında yekûn 35 yıl “postnişin[4]” olarak hizmet veren “Ali Ferdi Baba” hakkında henüz yeterli bilgi sahibi değiliz. Kartal’daki merkez tekkede mi eğitildiği veya Manisa bölgesindeki dergâhlardan birinde mi yetiştirildiğini bilmiyoruz. Vakfiyeden anladığımız kadarıyla Kuşadalı meydancı derviş Mustafa Efendinin başvurusu üzerine icazet verilerek ve postnişin olarak Kuşadası Ma’rifi dergâhına atanmıştır. Döneminde aydın fikirli ve entelektüel birikim sahibi olduğu anlaşılan Ali Ferdi Baba hece ve aruz vezinleriyle şiirler yazmış ve bunları bir “divan” da toplamıştır. Ali Ferdî Baba’nın tasavvufî tarzda yazdığı şiirler “Ma’rifi Tarikatı Mecmuası “ nda kayıtlıdır. Ege Üniversitesi Kütüphanesinde bulunan bu divan inşallah derneğimiz tarafından kitap haline getirilip bastırılacaktır.

Kaynakça 


[1] Semih Ceyhan, Ma’rifiyye, TD Vakfı İslam Ansiklopedisi, Ankara 2019, Ek-2 Cilt, s 196-198

[2] Semih Ceyhan, a., g., m.

[3] BOA. C. EV. 524.26472.002.001

[4] Hasancan Eralaca-Mahmut Ökçesiz, İki Oklu  Derviş Meydancı Mustafa Efendi Tekkesi, Osmanlı Arşiv Belgeleri Işığında Kuşadası Tarihinden Kesitler, Ekim 2020, Metro Yayıncılık , s 149-156

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam55
Toplam Ziyaret213675
Köşe Yazıları
Hava Durumu