• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Site Menüsü
Site Haritası

Ali Ferdi Baba


KUŞADASI MA’RİFİ  DERGAHI ŞEYHİ ALİ FERDİ BABA








Kuşadası 17. yy da Öküz Mehmet Paşa tarafından önce kulesi, sonra da kalesi ve iskelesi yapıldıktan sonra gelişmeye başlamıştır. Öküz Mehmet Paşa kendi helal parasıyla bir külliye inşa ettirmiş ve sonrada Kuşadası şehir olmuştur. 17. yy larına doğru Kuşadası önemli bir ticaret limanı olmaya başlayarak Akdeniz ticaretinde önemli bir paya sahip olmuştur. Kuşadası’nın ilk önemli tarikatı Osmanlı kaynaklarına göre “ Bektaşiliktir. Yeniçerilerin bu tarikat mensubu olmaları bunda en büyük etkendir. 17. yy sonlarına doğru “ halveti “ tarikatı kentimizde güçlenmeye başlamıştır. Adalızade Mustafa bin Hamza, halveti tarikatı mensubudur ve ondan sonra 18.yy  da  Kuşadalı İbrahim Halveti hazretleri “ Halveti tarikatının “ İbrahimiyye “ kolunu kurmuştur. 19. yy da  Kuşadası’nda bir başka tarikat, Ma’rifi adıyla yeni bir tekke açacaktır. 1785 dolaylarında  Mısır'dan  İstanbul’a  gelerek  tekkesini  kurduğu rivayet edilen  Mehmed  Ma’rifi' nin  tarikat yapılarının  çoğunun tarihçesinde görüldüğü  üzere başlangıçta  tarikat  faaliyetlerini  evinde  yürüttüğü daha  sonra  aynı  yere tam teşekküllü  bir  tekke  inşa  ettirdiği  düşünülebilir. Ma’rifi tarikatı, Rüfâiyye’nin Mârifiyye kolunu tesis eden Seyyid Mehmed Ma’rifi (ö. 1842) tarafından kurulmuştur.[1] Marufiyye Ma‘rufiyye. Hüseyin Vassaf’ın Şeyh Ma’rufiyye nisbet ederek Ma‘rufiyye adıyla kaydettiği bu kol (Sefine, I, 246), Şeyh Mehmed Maarifi (ö. 1279/1863) adına nisbet edilen Mârifiyye ile (Ma’rufiyye) aynı olmalıdır. XIX. yüzyılda ve XX. yüzyıl başlarında İstanbul’da Kartal, Kasımpaşa, Toygar Tepe’de Manisa’da, Demirci’de ve Kuşadası’nda  bu kola ait tekkeler olduğu bilinmektedir. Kuşadası dergâhı postnişini Ferdî Baba'nın hayatı hakkında da henüz yeterli bilgiye sâhip değiliz. Ne zaman, nerede doğduğu, aslen nereli olduğu, nasıl bir eğitim aldığı hakkında da bu sebeple her hangi bir bilgi verebilecek durumda değiliz. Ancak, anlaşılıyor ki Ferdî Baba, Ma’rifi Tarikatına gönül vermiş, tarikat içerisinde çeşitli mertebelerden geçtikten sonra Kuşadası Dergâhı postnişini olmuştur[2]. Ali Ferdi’nin uzunca bir süre Ma’rifi Dergâhı postnişini olarak Kuşadası'nda bulunduğunu tahmin etmek güç değilse de, onun en azından H. 1270/M. 1853-54 yılında Kuşadası'nda Ma'rifî Dergâhı şeyhi olduğu kesin olarak bildiğimiz bir gerçektir. Ferdî Baba Efendi de tarikatın önde gelen halifeleri gibi tasavvufî tarzda şiirler yazmıştır. Ma’rifi Tarikatı Mecmuasında kayıtlı bulunan şiirlerin hece ve aruz ölçüleri ile yazıldığını görmekteyiz. Aruzla yazılmış şiirlerine bakıldığında, pek çok tasavvufî şiirde gördüğümüz üzere edebî bakımdan fazla değerli olmadıklarını ancak, bunların samimi bir edâ ve dervişane bir ruh ile kaleme alındıklarını görmek mümkündür. Ferdi’nin aruzu kullanma bakımından bir hayli başarılı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Şiirlerinde aruz kusurlarının neredeyse yok denecek ölçüde az olması onun iyi bir klâsik eğitimden geçtiğinin de işaretlerinden olmalıdır.  Ma'rifi tarikatı, Ege 'bölgesinin özellikle Manisa, İzmir ve Aydın illerinde yakın zamana kadar varlığını takip edebildiğimiz, esasen Rıfa’i Tarikatine bağlı, dolayısıyla Alevi-Bektaşi itikadından da fazlasıyla etkilenmiş, aynı zamanda bünyesinde ahi-fütüvvet teşkilatı izleri de taşıyan bir tasavvufi müessese özelliği arz etmektedir.


[1] Baha Tanman, Ma’rifi Tekkesi, TD Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 28, sayfa 63

[2] Atabey Kılıç: “Ma’rifi Tarikatı ve Kuşadası Şeyhi Ferdî Baba’nın Aruzla Yazılmış Bazı Şiirleri”, Geçmişten Günümüze Kuşadası Sempozyumu, 23-26 Şubat 2000, Kuşadası/AYDIN



















Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam119
Toplam Ziyaret213078
Köşe Yazıları
Hava Durumu