• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Site Menüsü
Site Haritası

Kuşadası Hurufat Defterleri



HURÛFÂT DEFTERLERİNDE KUŞADASI KAZASI (1045/1636-1250/1835)

 

Günnur AYDOĞDU  Hasan AKDAĞ

 ÖZET


Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde muhafaza edilen Hurûfât Defterleri, çeşitli disiplinlerdeki önemlerine binaen son zamanlarda gerektiği ilgiyi görmeye başlamıştır. Hurûfat Defterleri kayıtlarından elde edilen bilgiler, Sanat Tarihi çalışmalarında da hakikaten aydınlatıcı olabilmekte ve çeşitli bakımlardan katkı sunabilmektedir. Bu anlayıştan hareketle Kuşadası Kazâsı Hurûfât Defterlerinden Kuşadası’nın kültür varlıklarına dair yeni bilgiler edinmeyi amaçladık. Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine transkribe ettiğimiz defter kayıtları, Kuşadası Kazâsı’nın 17, (yoğunlukla) 18 ve 19. yüzyıllardaki mahalle, köy, cami, mescid, medrese, çeşme, dershane, mekteb, görev, görevli ve vakıf adlarını ihtiva etmektedir. Kayıtlar arasında bugün mevcut olmayan yapı isimleri de bulunmaktadır. Elde edilen bilgilerin, şehrin tarihi dokusunun aydınlatılması çalışmalarına ve kültürüne önemli katkılar sunacağı açıktır. Anahtar kelimeler:
Hurûfât defterleri, Kuşadası, Kuşadası cami ve mescidleri.


 KUŞADASI DISTRICT IN HURÛFÂT REGISTRIES

(1045/1636-1250/1835) ABSTRACT The Hurûfât Registries (Hurûfât Defterleri), which are kept in the Archives of the Foundations General Directorate (Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü), have recently started to receive the necessary attention due to their importance in various disciplines. The information obtained from the Hurûfat Registers can be truly informative in art history studies and can contribute in various ways. Based on this understanding, we aimed to obtain new information about the cultural assets of Kuşadası from the Hurûfât Registries of Kuşadası. The Registries that we transcribed from Ottoman Turkish to today's Turkish contain the names of neighbourhoods, villages, mosques, masjids, madrasas, fountains, officials and foundations in the 17th, (mostly) 18th and 19th centuries. The Registries include names of constructions that do not exist today. It is obvious that the information obtained will make significant contributions to revealing the historical texture of the city and its culture. Keywords: The hurûfât registries, Kuşadası, mosques and masjids in Kuşadası.


GİRİŞ


Türk İslam Sanatları Tarihi araştırmalarının temel kaynaklarından olan Osmanlı Arşivleri, çeşitli belgeler ihtiva etmektedir. Bunlardan Hurûfât Defterleri, görevli atamalarına konu olan yapılar ve yapıların bânî isimlerini vermeleri bakımından son derece kıymetlidir. Özellikle günümüze ulaşamamış veya onarımlarla değişim geçirdiğinden özgün halini yansıtmayan eserlerin tespitinde önemli bir belge niteliğindeki bu defterler, farklı alanlarda da bilgiler sunmaktadır. Dönemin görevlilerine ödenen güncel ücretler, verilen vazifeler ve bazen bunların nitelikleri; köy, mahalle, mevki vb. isimleri bu bilgiler arasındadır. Defterde yer alan çeşitli ifadeler vasıtasıyla, varlığı bilinen yapıların kayıtlardaki tarihlerde de varlıklarının devam ettiği, yapıların mevcut durumu, onarım ya da tamamen yenilenme bilgileri veya mescid iken bir minber konulmasıyla camiye tahvil edilmelerine dair ipuçlarına ulaşabilmekteyiz.4 Hurûfât Defterlerindeki Kuşadası Kazâsı’na dair kayıtlara geçmeden evvel Kuşadası’nın tarihine çok kısa değinmek yerinde olacaktır. Kuşadası’nın Türkler tarafından ilk ne zaman alındığı hususu, belge eksikliği nedeniyle net ve açık bir şekilde kesinleştirilememektedir. Bununla birlikte gerek arşiv belgelerine gerekse kroniklerdeki dönemin siyasi olaylarına dayanılarak bazı çıkarımlar yapma yoluna gidilebilmektedir.

Miryakefalon (Myriokephalon) savaşı (1176) sonrasında, hezimete uğramış İmparator Manuel Komnenos’un antlaşma şartlarına uymaktan imtina ettiğini gören Türkiye Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan, atabegi komutasındaki bir orduyu Menderes bölgesini tahrip edip Bizans’ı cezalandırmak üzere vazifelendirmiştir. Bu akın, Ege Denizi kıyılarına kadar ulaşmıştır. Atabeg, Tralles (Aydın) ve Antiokhe (Nazilli)’yi antlaşma yoluyla alarak tüm kıyı boyunca büyük tahribatta bulunmuştur (Çay, 1987, s. 91; Merçil, 1997, s. 128). I. Manuel’in 1180 yılında ölümü sonrası, II. Kılıç Arslan batıdaki Türk yayılmasını bizzat kendi yönetmiştir. Rodos Adası karşısındaki Lycian (Likya) sahillerine kadar yayılmış olan Türkmenler, civar çevrelere de sık sık akınlar yapmaya başlamıştır (Cahen, 2012, s. 46-47; Çay, 1987, s. 92; Merçil, 1997, s. 128). 1183 yılında Bizans sarayında baş gösteren taht kavgaları nedeniyle II. Kılıç Arslan’dan yardım istemeleri, Türklerin Ege Denizi’ne ulaşmalarının yolunu açmıştır (Çay, 1987, s. 95). 1186 yılında Ayasulug (Selçuk) ve çevresinin fethedildiği bilinmekle birlikte Kuşadası’na dair herhangi bir malumat edinilememektedir. Burasının muhtemelen Bizanslılar (ve 13. yüzyılın ikinci yarısında ise, Latinlerle yapılan anlaşma (Tok, 2014, s. 61–62) gereği İtalyan tacirler) tarafından liman olarak kullanılmaya devam edildiği düşünülebilir. İlerleyen zamanlarda, Moğol tahakkümü nedeniyle idari yetkisini kaybeden Selçuklular, batıda elde ettiği bölgeleri Aydınoğulları Beyliği yönetimine bırakmak zorunda kalmıştır. Aydınoğlu Mehmed Bey, Germiyanoğulları’nın emrindeyken Yakub Bey tarafından verilen emirle Ege Bölgesi’ne giderek Ayasulug (1304), Çeşme, Birgi, Alaşehir, Aydın, Nazilli ve pek çok beldeyle birlikte asıl konumuzu teşkil eden Kuşadası’nı da almıştır (Hasırcızade, 2003, s. 32/5048). Bu geniş bölgede beyliğini ilan eden Mehmed Bey, Sasa Bey ile yaptığı mücadelede galip gelerek 1307 yılında Birgi’yi beylik merkezi yapmıştır.Aydınoğulları, Ayasulug, Birgi, Ödemiş ve Aydın bölgesinde 1390 yılına kadar hüküm sürmüştür (Hasırcızade, 2003, s. 32/5048; Koca, 2013, s. 142; Merçil, 1997, s. 284-286). 1390 yılında Osmanlı Sultanı I. Bayezid, Alaşehir’i muhasaraya gitmiş; Aydın, Saruhan ve Menteşe sahil beyliklerini alarak oğlu Süleyman’a ikta’ etmiştir (Atsız, 1992, s. 59; Danişmend, 1971, s. 89; Edirneli Oruç Beğ, 1972, s. 49; Müneccimbaşı, 1995, s. 129). Bu beldelerin fethi, I. Bayezid zamanında Osmanlı Devletini Adalar (Ege) denizinin doğu sahillerinde hâkim bir konuma getirmiştir (Danişmend, 1971, s. 92). Dolayısıyla, adı geçmemekle birlikte, Kuşadası’na yapılan akınlar da bu esnada başlamış olmalıdır.


Kuşadası’nın Osmanlı topraklarına katıldığı kesin tarih hususunda açık bir bilgiye tesadüf edilememiştir. Ancak bölge olarak İzmir, Menteşe, Aydın illerinin yeniden fethedilmesinin 827 (1423/1424) yılında gerçekleştiği ifade edilmektedir (Edirneli Oruç Beğ, 1972, s. 8). Öte yandan Ayasulug, limanının dolması nedeniyle 15. yüzyılda giderek önemini kaybetmiştir. Buna mukabil yeni bir liman olarak - Batılı kaynaklarda Scala-Nova/Yeni İskele olarak adlandırılan[1]Kuşadasının öne çıkmaya başladığı, pek çok araştırmacı tarafından belirtilmiştir (Baykara, 2000, s. 229-232, 2009, s. 34; Kiel, 2004, s. 405; Telci, 2004, s. 106, 2013, s. 394-395). Yine bir başka araştırmacı da Kuşadası’nın 1304 yılından önce bir yerleşim yeri değil, Ayasulug’un limanı durumunda olduğunu ifade etmiştir (Arıkan, 1990, s. 134). Kuşadası’nın iskân ve imarı hususunda T. Baykara ve M. Kiel, arşiv belgeleriyle destekledikleri detaylı bildiriler sunmuşlardır. Baykara,  16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın başlarındaki Batı Anadolu’daki siyasi olaylara, Osmanlı arşivlerindeki Sığla sancağına dair Tahrir Defterleri ile 16. yüzyılın ünlü denizcisi Piri Reis’in Kitâb-ı Bahriye adlı eserine dayanarak Kuşadası’nın 16. yüzyılda meskûn olmayıp 17. yüzyıl başlarında iskâna başlanmış kesinlikle yeni bir yerleşim yeri olduğunu belirtmiştir (Baykara, 2009, s. 35). Yine Kiel de Osmanlı Tahrir ve Avârız Defterlerini inceleyip ilaveten -başta 1720’lerde Kuşadası’nı ziyaret eden Hollandalı seyyah Egmont’unki olmak üzere- ilgili seyahatnameleri de tarayarak kaynakların hiçbirinde Kuşadası’nda bir yerleşimden, bu isimde bir kaleden ve onu koruyan bir garnizondan bahsedilmediğini tespit etmiştir.

Ayrıca büyük deniz atlası Kitâb-ı Bahriye’deki son derece detaylı harita çizimlerinde denizin içindeki küçük adada ve karşısındaki anakarada hiçbir yapının gösterilmediğini teyit ederek 15. ve 16. yüzyılda (en az 1575 yılına kadar) Kuşadası’nın bir yerleşim yeri olarak bulunmadığını; bu nedenle de Piri Reis haritasının Kuşadası ovasını herhangi bir yapı bulunmaksızın boş olarak gösterdiğini ifade etmiştir (Kiel, 2004, s. 406-414). Netice itibarıyla, araştırmacıların belgelerle ortaya koydukları üzere Kuşadası’nın, öncesinde meskûn bir mahal olmayıp 17. yüzyıl başlarında iskâna açılarak imar edilmiş yeni bir yerleşim yeri olduğu ve limanının dolması nedeniyle gözden düşerek terk edilmeye başlanılan Ayasulug’a alternatif olarak önem kazanmaya başladığı anlaşılmaktadır. 1534 yılında Cezayir-i Bahri Sefid Eyaleti’ne bağlı Sığla sancağının bir karyesi durumundaki Kuşadası, İne adıyla anılan ve henüz iskâna açılmamış küçük bir yer iken, burada 1600 yılından hemen önce Sadrazam Cerrah Mehmed Paşa tarafından bir han yaptırıldığı ancak bilinmeyen bir nedenle bunun harabeye döndüğü Kiel tarafından belirtilmiştir. 1614-1616 yıllarında ise, şenlendirmesi (imar etmesi) için Kuşadası tüm gelirleri ile birlikte I. Ahmed tarafından sadrazamı Öküz Mehmed Paşa’ya temlik edilmiştir. Çalışma konumuzu teşkil eden Hurûfât Defterlerinde de “Kuşadası’nda sadr-ı âzam-ı esbâk Öküz Mehmed Paşa evkâf-ı şerîflerinden Kuşadası cezîresinde binâ eylediği kal’ada…”, (VGM, HD, nr. 1111.58, yıl h.1190 ve nr. 553.49, yıl h.1218, h.1220) şeklinde açık ifadeli kayıtlar mevcuttur. Paşa’nın 1622 yılında ölmesi üzerine Kuşadası, II. Osman (1618-1622) zamanında yine bir temlik-nâme ile Darüssaade (Harem) Ağası Süleyman Ağa’ya devredilmiştir (Kiel, 2004, s. 409)

Kuşadası’nda Türk yerleşimi sonrası pek çok eser meydana getirildiği anlaşılmakla birlikte günümüze ulaşabilmiş olanların sayısı fazla değildir. Bunlardan en eskisi Osmanlı sadrazamlarından Öküz Mehmed Paşa’nın yaptırdığı külliye olup günümüze sadece cami, han ve hamam ulaşabilmiştir. Kitabesi bulunmayan külliyenin 1028/1619 tarihli vakfiyesi mevcut olup yapıların bu tarihten evvel (Çobanoğlu, 2007, s. 26) 1618 yılında (Tuncer, 1975, s. 123; Kolektif, 1983, s. 728) tamamlandığı tahmin edilmektedir. Kervansaray yapısı 1964 yılında kapsamlı bir restorasyona tabi tutularak etrafını kuşatan konutlardan da temizlenmiştir (Tuncer, 1975, s. 126). Külliyenin camisi ise bugün Kale İçi Camii olarak anılmakta olup buradaki en eski tarihli yapıdır (Oğuz ve Erincin, 1983, s. 137; Kolektif, 1983, s. 726; Kürüm, 2008, s, 164). Yapı 19. yüzyıl başlarında restore edilmiş, 1982 yılında ise son cemaat yeri yenilenmiştir (Çobanoğlu, 2007, s. 26). Kuşadası’nda 17. yüzyılda Hatice Hanım tarafından inşa ettirildiği bilinen Hanım Camii, geçirdiği köklü onarımlar (Kürüm, 2008, s. 167) neticesinde asli hüviyetini yitirmiştir.

 Günümüze muhtelif onarımlar geçirmesi nedeniyle özgün hali değişerek ulaşmış diğer yapılar Hacı İbrahim Camii, İki Oluklu (Atik Camii) Cami, Türkmen Camii olup inşa kitabeleri bulunmamaktadır.7 Kitabesi bilinen ve günümüze ulaşabilmiş önemli bir yapı, 1227/1812 yılında Kale İçi Camii yanına inşa ettirilmiş İlyas Ağa Kütüphanesi’dir (Kürüm, 2008, 174). Kuşadası’nda günümüze ulaşabilmiş çeşme yapıları da dikkati çekmekle birlikte kitabeleri mevcut olmadığından haklarında kesin bilgiler bulunmamaktadır.

Kuşadası Hurûfât Defterlerinin incelenmesi neticesinde bugün bilinenden çok daha fazla tarihi yapı ismi tespit edilmiştir. Yapım tarihleri hususunda kesin bilgiler edinilmemekle birlikte en azından adları (bazılarının bânileri), kimi onarım vb. bilgileri ve mevcut olduğu tarihler hakkında fikir sahibi olunmaktadır.


HURÛFÂT DEFTERLERİNDE KUŞADASI KAZASI

Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde (VGM) bulunan Hurûfât Defterlerinin (HD) 29 adedinde Kuşadası Kazâsı’na ait vazife kayıtları mevcuttur.8 Hurûfât Defterlerindeki Kuşadası Kazâsı kayıtları, 10 Şevval 1045 (18 Mart 1636) tarihinde başlayıp 1250 (1835) yılında sona ermektedir. Kayıtların yıllara göre dağılımı Grafik-1’deki gibidir. Buna göre, ilk kayıt Recep Paşa Camii’ne ait olup 1045 (1636) yılından 1102 (1691) yılına kadar sadece Receb Paşa Evkafı ile ilgili iki kayıt bulunmaktadır. Grafik-1’de %2’lik oranla ifade edilen 1045 ile 1102 hicri yılları arasındaki kayıt boşluğu, M. Alkan’ın Hurûfât Defterlerine dair verdiği bilgilerle alakalı olmalıdır. Buna göre, söz konusu defterler atîk ve cedîd olmak üzere iki seri halinde olup atîk kayıtlar 1086-1103 (1675-1691), cedîd kayıtlar ise 1102-1258 (1690-1840) yılları arasındadır9 (Alkan, 2006, s. 13).

Defterlerden elde edilen bilgilerin somut ve düzenli bir şekilde algılanabilmesi amacıyla, yapı adları, mahalle ve karye adları (Tablo[1]1), atama yapılan görevler, görevliler ve uygun görülen ücretler (Tablo-2) olarak düzenlenmiştir. Tablo-1’de defter kayıt numaraları ve yapının adının geçtiği kayıt tarihleri de verilmek suretiyle erişim kolaylığı amaçlanmıştır. Kuşadası yerleşimi, defter kayıtlarında “kale içi ve kale dışı” olarak belirlenmiştir. Defterlerde geçen mahalle adları; Kuşadası kale içinde Dağ Mahallesi, Kuşadası varoşunda (kale dışında) Türkman/Türkmen, Boyalı, Cami-i Cedîd, Cami-i Atik, Hacı Hasan, Alacamescid, Timurci/Demirci/Demirci Hasan, Mağribli, Hacı Osman, Kadı, Mûytâb/Moytâb mahalleleri şeklindedir. 1671 yılında Kuşadası’na seyahat eden Evliya Çelebi, kale içinde üç, varoşunda dokuz mahalle olduğunu yazmıştır (Evliya Çelebi, 2011, s. 160). Kayıtlarda geçen karye (köy) isimleri, Çanlı karyesi, Hackî (?)11 karyesi, Cumalı karyesi, İne karyesi, Bergos/Burgaz karyesi, Nâibli karyesi, Kuyumcu karyesi, Caferler karyesidir. Defter kayıtlarında yapı adlarının yanı sıra bunların bakım onarımı amacıyla kurulan vakıf adları da yer almaktadır.

Bunlar, Hatice Hanım Vakfı, Ahmed Efendi Vakfı (dükkânlar), Ekmekçioğlu Hacı Memiş Ak/Akça Çeşme ve suyollarının tamir ve bakımı için oluşturulmuş vakıf, Receb Paşa Vakfı, Şatır Hacı Mustafa Vakfı, Hacı Mehmed Vakfı, Öküz Mehmed Paşa Vakfı, Cezerî Kasım Paşa Vakfı ve Şeyh Taceddin Vakfı12 olarak anılmaktadır. Bunlardan Öküz Mehmed Paşa’nın vakfiyesi mevcuttur.13 Yapı isimleri ve yerleri, defter kaydında geçtiği şekliyle verilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında, yapılar hakkında bilgi ve bugünkü durumlarıyla ilgili geniş malumata, sayfa sınırlandırma lüzumu nedeniyle yer verilememektedir. Defterlerin ilgili sayfalarının tıpkıbasımları ile transkripsiyonlarının da ilave edileceği daha kapsamlı bir kitap çalışmasında, gerekli bilgilerin sunulması planlanmıştır. Atama kayıtlarında tespit edilen cami, mescid, muallimhâne/mekteb, zâviye, su yapıları ve diğer yapıların adları ve bulunduğu yerler, defter numaraları ile birlikte Tablo-1’de verilmiştir. Kayıtlarda bu yapılarla ilgili -yenilenme, bakım-onarım, camiye tahvil edilme vb.- bazı önemli bilgiler de bulunmaktadır. Bir kısım cami ve mescidin de sonradan tamir ettirenin adıyla anılması nedeniyle aynı yapılardan farklı isimlerle bahsediliyor olma ihtimali akla gelmekte ise de bunları kayıtlar yoluyla tespit etmek mümkün olamamıştır. Bu nedenle yapılara dair sayısal döküm yanıltıcı olacağından özellikle imtina edilerek sayısal döküm verilmeyip isim olarak ele alınmıştır.
  1. Kayıtlarda adı geçen camiler:
 
Öküz Mehmed Paşa Camii:
Kuşadası kale içinde yer alan cami, günümüzde Kale İçi Camii (Kürüm, 2008, s. 164) olarak bilinmektedir. Cami ile ilgili kayıtlar, Muharrem 1250 (Mayıs/Haziran 1834) yılına kadar çeşitli vazife atamaları vesilesiyle devam etmiş; en son bu tarihte vâiz ve nâsih tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.557.55). (Tablo-1 ve Tablo-2). Öküz Mehmed Paşa Camii adının geçtiği 1155 (1742/1743) yılında bakım işleri için yeniden kayyım tayini kaydında "Caminin bitişiğinde Hacı Seferoğlu Hacı Ali’nin yaptırdığı kapı…”dan bahsedilmesi de (VGM, HD, nr.1112.74) önemli bir bilgi olarak belirmektedir. Vakfiyesi Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde mevcuttur (Oğuz ve Erincin, 1983, s. 136; VGMA: 571, s.215, sıra 81).
 
Receb Paşa Camii:
Defter kayıtlarında kale içerisinde yer aldığı belirtilen cami, Receb Paşa tarafından yaptırılmıştır. Her ne kadar Öküz Mehmed Paşa’nın kale içinde yaptırdığı camiye sonradan Receb Paşa adı verildiğine dair düşünceler bulunduğu ifade edilse de14 kayıtlardan açıkça görüldüğü üzere aynı tarihlerde her ikisinden de ayrı cami olarak “Receb Paşa’nın bina eylediği” ifadesiyle bahsedilmektedir (VGM, HD, nr.1091.105, Rebîülevvel 1138 (Kasım/Aralık 1725) ve nr.1119.136, 1 Zilhicce 1136 (21 Ağustos 1724). 1113 yılı Muharrem ayında (Haziran/Temmuz 1701) Receb Paşa Camii’ne dair bir kayıt yer alırken, aynı yılın Ramazan ayında (Ocak/Şubat 1702) Öküz Mehmed Paşa Camii’ne cüzhân ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1138.61). Defterlerde Mehmed Paşa Camii konulu kayıtlar devam ederken 15 Şevval 1045 (23 Mart 1636) gibi erken tarihli kayıtta “Kuşadası’nda vâki’ Receb Paşa Camii…” ve “merhum Receb Paşa’nın vakfından Kuşadası nâm mevzide vâki’ cami…” ibareleri geçmektedir (VGM, HD, nr.1221.21). Ayrıca ilerleyen yıllarda da Öküz Mehmet Paşa Camii kayıtlarda yer almaya devam etmiş (VGM, HD, nr.1109.68, yıl 1143); hatta kayıtların son bulduğu 1250 yılının Muharrem ayında (Mayıs/Haziran 1834) söz konusu camiye vâiz ve nâsih tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.557.55). Gerek Hurûfât Defterleri gerekse Devlet Arşivleri Başkanlığı’ndaki belgelerden (BOA EV.HMH.d... / 4783 - 0 – 0) Receb Paşa Vakfı bulunduğu anlaşılmakla birlikte bu belgelerde vakfiyesi olduğuna dair herhangi bir ibareye rastlanılamamıştır. Belki arşiv belgelerinin tümünün daha detaylı taranması neticesinde farklı bilgilere erişmek mümkün olabilir. Receb Paşa, vezâret pâyesi almasının ardından 1621 yılında I. Ahmed’in kızı Gevherhan Sultan ile evlendirilmiştir. Tarihte “topal” lakabıyla tanınan Paşa, 1631 yılında vezîriâzamlığa getirilmiştir (Emecen, 2019, s. 419-421). Osmanlı Arşivi’ndeki bir Mühimme Defterinde “Annesi merhume Gevherhan Sultan’dan mülkiyet üzere Safiye Hanım’a geçen Kuşadası’nda... (1041/1631)” ibaresinden, hanımı Gevherhan Sultan vesilesiyle Paşa’nın Kuşadası üzerinde mülkiyet hakkı olduğu anlaşılmaktadır (BOA A. {DVNSMHM.d. 85- 414). Hatice Hanım / Hacı Hatice / Hanım Hatun / Hanımiye / Hanım Camii: Kuşadası varoşu, Alacamescid mahallesinde mevcut cami, Hatice Hanım evkafına dâhildir (VGM, HD, nr.1112.74).
 
Şatır Hacı Mustafa Camii:
Caminin, Kuşadası Türkman/Türkmen Mahallesi’nde yer aldığı ve Şatır Hacı Mustafa Vakfı dâhilinde olduğu anlaşılmaktadır. El-Hâc Mustafa’nın -bazı kayıtlarda el-Hâc Şatır’ın (VGM, HD, nr.555.55)- bina eylediği camide 1143 (1730/1731) yılında yarım akçeyle kayyım ataması kaydı mevcuttur. (VGM, HD, nr.1109.68).
 
Mustafa Çavuş Camii:
Kuşadası’na tabi Çanlı karyesinde Mustafa Çavuş’un yaptırdığı camiye 1102 (1690/1691) yılında bir akçe ile müezzin ve 1116 (1705) yılında hatîb (VGM, HD, nr.1138.61), 1156 (1743/1744) yılında günlük iki akçe ile aşırhân (VGM, HD, nr.1112.74), 1202 (1787/1788) (VGM, HD, nr.1113.38), 1229 (1813/1814), (VGM, HD, nr.1112.74) ve 1232 (1817) (VGM, HD, nr.555.55) yıllarında cuma vâizi ve hatîb tayini yapılmıştır. Hacı Mehmed Camii: Hakkında sadece bir kayıt bulunan mescidin Hackî (?) adlı bir köyde bulunduğu ve 1113 (1702) yılında mescide bir akçe ile kayyım ataması yapıldığı belirtilmiştir (VGM, HD, nr.1138.61).
 
Hacı Hasan Camii:
Kuşadası Hacı Hasan Mahallesi’ndeki Hacı Hasan Camii olarak geçmekte olup 1115 (1704) yılında imam ataması kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.1138.61). Ayrıca camide bir muallimhâne bölümü olduğu ve aynı yıl muallim ataması yapıldığı anlaşılmaktadır (VGM, HD, nr.1138.61). 1136 (1724) (VGM, HD, nr.1119.136) ve 1155 (1742/1743) (VGM, HD, nr.1112.74) yıllarındaki kayıtlarda aynı isimle bir mescid geçmekte olup ikisinin aynı yapı olma ihtimali oldukça kuvvetlidir.
 
 İbrahim Efendi Cami-i Atik:
 Kuşadası Cami-i Atik Mahallesi’nde İbrahim Efendi Camii’nde 1143 (1731) yılında salı günleri için bir akçe ile vâiz (VGM, HD, nr.1109.68), 1233 (1817/1818) yılında günlük 10 akçe ile vâiz ve müderris tevcihi kaydı mevcuttur (VGM, HD, nr.555.55). İbrahim Efendi Cami-i Cedîd: Kuşadası Cami-i Cedîd Mahallesi’nde el-Hâc İbrahim Camii’nde 1143 (1730/1731) yılında (VGM, HD, nr.1109.68) ve 1233 (1817/1818) yılında (VGM, HD, nr.555.55) imamet tevcihi kaydı bulunmaktadır. Cami, uzun zamandır  yıkılmaya yüz tuttuğundan 1231 (1816) yılında hayır sahipleri tarafından tamir ettirilmiştir (VGM, HD, nr.555.55).
 
Tekfurdağlı Hacı Mehmed Camii:
Kuşadası Timurci/Demirci Mahallesi’nde Tekfurdağlı (Tekirdağlı) merhum Hacı Mehmed’in yaptırdığı camiye, 1136 (1724) yılında nukud vakıfları için mütevelli (VGM, HD, nr.1119.136); 1185 (1771) yılında ise vâiz tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.1114.17)
 
Hacı Şah Nâzır Camii:
Kuşadası Türkman/Türkmen Mahallesi’nde el-Hâc Şah Nâzır Camii’ne 1141 (1729) yılında devirhân ve mütevelli tayini kaydı mevcuttur (VGM, HD, nr.1139.118).
 
………… Cami:
Kuşada’ya tabi …. Mehmed Ali’nin yaptırdığı camiye 1144 (1731) yılında hatip atanmıştır (VGM, HD, nr.1109.68)
 
Alacamescid Hacı Mustafa Camii:
Kuşadası’nda Alacamescid Mahallesi’nde el-Hâc Mustafa’nın bina eylediği camiye 1144 (1731) (VGM, HD, nr.1109.68) ve 1224 (1809/1810) (VGM, HD, nr. 554.34) yıllarında cuma vâizliği ataması yapılmıştır. İlgili diğer kayıtlardan bânî el-Hâc Mustafa’nın, el-Hâc İbrahim’in oğlu olduğu bilgisi edinilmektedir (VGM, HD, nr.555.55, yıl 1230; nr.557.55, yıl 1245; nr.554.34, yıl 1226). Hacı İbrahim’in oğlu Mustafa’nın yaptırdığı bu camiye 1199 (1784/1785) yılında hasbî (gönüllü) kayyım ve vakıf mütevellisi ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1113.38). Ayrıca defterdeki bir başka kayıtta, Kuşadası Hacı Mustafa Camii’ne 1155 (1742/1743) yılında yapılan müezzin tayininden bahsederken Hacı Mustafa için “Tekfurdağlı” tanımlaması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1112.74).
 
 
Giritli Camii:
Mevki hususunda belirleyici bir bilgi vermeksizin “Kuşadası’nda Giritli Camii dimekle maruf yapı…” olarak ifade edilmiştir. Camiye 1155 (1742/1743) yılında kayyım ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1112.74).
 
Nâibli Karyesi Ali Ağa Camii:
Kuşadası’nda Kâsım Paşa Vakfı Nâibli köyünde Ali Ağa’nın yaptırdığı camiye 1168 (1755) yılında hatîb (VGM, HD, nr.1106.27), 1233 (1817/1818) yılında imam tevcihi kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.555.55).
 
Keskin-zâde Hacı Mehmed Cami-i Kebîr:
Kuşadası hısnı (kale, hisar) dâhilinde olduğu belirtilen camiye, bitişiğindeki vakıf dükkanlara 1125 (1768) yılında yapılan nâzır tayini vesilesiyle değinilmiştir (VGM, HD, nr.1125.27). Bu caminin defterdeki başka bir kayıtta bahsi geçmemektedir.
 
Hacı Mustafa Camii (Hacı Mustafa Mescidi / Hasan Efendi Camii):
Kuşadası Kazası’na tabi Kuyumcu karyesi içindeki Hacı Mustafa Mescidi’ne Receb 1182 (Kasım/Aralık 1768) yılında minber konmak suretiyle cami-i şerif haline getirilerek imam atandığı öğrenilmektedir (VGM, HD, nr. 1125.27). Yine kayıtlardan öğrenildiğine göre yapı, Zilhicce 1227 (Aralık/Ocak 1812/1813) tarihinde harap durumda olduğundan yıktırılarak Hasan Efendi tarafından yeniden yaptırılmıştır (VGM, HD, nr.555.55). Zilkade 1246 (Nisan/Mayıs 1831) tarihinde ise, yapı tamamen yıkılmış olduğundan arsası üzerine Padişah izni ile Hasan Efendi yeniden bir cami-i şerif inşa ettirmiş ve bu camiye imam ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.557.55).
 
Balatcık Karyesi Camii:
Kuşadası Balatcık karyesine 1190 (1776/1777) yılında imam, 1191 (1777) ve 1223 (1808) yıllarında hatîb tayini kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.1111.58 ve nr.55349.120). Caminin 1239 (1824) yılında varlığını sürdürdüğünü, imam ve hatîb tayini kaydından anlamaktayız (VGM, HD, nr.556.32)
 
Bergos/Burgaz Karyesi Camii:
Karye adı bazı kayıtlarda Bergos (VGM, HD, nr.1109.68) olarak geçerken bazılarında Burgaz (VGM, HD, nr.1111.58) olarak belirtilmiştir. Kuşadası Bergos köyündeki camiye 1137 (1725) (VGM, HD, nr.1119.136), 1145 (1732/1733) (VGM, HD, nr.1109.68) ve 1190 (1776/1777) (VGM, HD, nr.1109.68) yıllarında hatîb tevcihi kaydı bulunmaktadır. 1168 (1754/1755) (VGM, HD, nr.1106.27) ve 1248 (1832/1833)(VGM, HD, nr. 557.55) yıllarında yapılan imam ataması kaydında ise cami için “Kuşadası’na tabi Bergos karyesinde Hacı Halil’in yaptırdığı cami” ifadesi yer almaktadır. Dolayısıyla bir köyde iki ayrı cami ihtimali düşük olacağı için caminin sonradan Hacı Halil tarafından tamiri ihtimali akla gelmektedir. Ancak bu görüşü destekleyecek herhangi bir kayda rastlanmamıştır.
 
İbrahim Ağa Camii:
Kuşadası Cami-i Cedîd Mahallesi’nde Hacı Halil-zâde Hacı İbrahim Ağa Camii’ne 1202 (1788) yılında cuma vâizi tayini kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.1113.38). Bu caminin, yukarıda bahsedilen ve aynı mahallede adı geçen Hacı İbrahim Camii’nden ayrı bir cami olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Ancak ondan bahsedilirken daima sadece İbrahim Efendi denilmektedir. Bu cami için ise Hacı Halil-zâde Hacı İbrahim Ağa tabiri kullanılmıştır.
 
  1. Kayıtlarda adı geçen mescidler:
 
Köprübaşı Abdülaziz Mescidi:
Mescidin Kuşadası varoşunda Türkman/Türkmen Mahallesi’nde Köprübaşı mevkiinde olduğu anlaşılmaktadır (VGM, HD, nr.1138.61). Köprü başında Abdülaziz’in yaptırdığı mescid zamanla harap olduğundan Dilli-zâde Hacı Mehmed tarafından tamir ettirildikten sonra Safer 1188 (Nisan/Mayıs 1774) tarihinde bu camiye imam tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.1115.16). Yapının Zilhicce 1193 (Aralık/Ocak 1779/1780) tarihinde bir tamir daha geçirdiği, bu iş için mütevelli tayini kaydından anlaşılmaktadır (VGM, HD, nr.1216.57). İlerleyen yıllarda yeniden harabeye dönen mescidin tekrar tamir ettirildiği, 1234 (1818/1819) yılında yapılan imam tayini kaydında belirtilmektedir (VGM, HD, nr.555.55).
 
Halime Hatun Mescidi:
Kuşadası kale içindeki Dağ Mahallesi’nde Halime Hatun’un yaptırdığı mescide 1108 (1697) yılında yarım akçe ile kayyım (VGM, HD, nr.1140.275), 1111 (1699/1700) yılında müezzin ve kayyım (VGM, HD, nr.1138.61), 1203 (1789) (VGM, HD, nr.551.104) ve 1239 (1823) (VGM, HD, nr.556.32) yıllarında günlük iki akçe ile imam ataması yapılmıştır.
 
Seyyid Eyyüb Çelebi Mescidi:
Mağribli Mahallesi’ndeki mescide 1111 (1699/1700) yılında imam tayin edilmiştir. Şaban 1116 (Kasım/Aralık 1704) tarihli kayyım ataması kaydından Seyyid Eyyûb Çelebi tarafından tamir ettirildiği öğrenilen mescide yine aynı tarihte imam tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.1138.61)
 
Öküz Mehmed Paşa Kervansaray Mescidi:
Kuşadası Öküz Mehmed Paşa Han-ı Kebîri’nde bir mescid-i şerif bulunduğu, Zilhicce 1111 (1700) yılında yapılan hasbi kayyım ataması kaydından anlaşılmaktadır (VGM, HD, nr.1138.61)
 
Hacı Abdurrahman Mescidi:
Kuşadası varoşunda Timurci/Demirci Mahallesi’nde olup 1115 (1704) yılında yarım akçe ile imam görevlendirilmesi yapılmıştır (VGM, HD, nr.1138.61). Yapı, aynı tarihte müremmim/meremmetçi (tamirci) tayini kaydında “cami” olarak anılmıştır (VGM, HD, nr.1138.61).
 
Hacı Hasan Mescidi:
Kuşadası’nda 1136 (1724) yılında yapılan kayyım ataması kaydında rastladığımız mescidin tam yeri hakkında bilgi verilmemektedir (VGM, HD, nr.1119.136). Bir başka kayıtta 1155 (1742/1743) yılında kayyım ataması yapıldığı ve tamir gördüğü belirtilmektedir (VGM, HD, nr.1112.74). 1115 (1704) yılında imam ataması kaydı vesilesiyle adı geçen Hacı Hasan Camii ile aynı yapı olması kuvvetle muhtemeldir (VGM, HD, nr.1138.61).
 
Ali İmam Mescidi:
Yapı, 1116 (1704/1705) yılındaki imam ataması kaydında, Kuşadası Timurci/Demirci Mahallesi’nde Ali İmam adındaki hayır sahibinin mescidi olarak anılmaktadır (VGM, HD, nr.1138.61).
 
Hacı Mahmud Mescidi:
Kuşadası Türkman/Türkmen Mahallesi’nde el-Hâc Mahmud’un bina eylediği mescide 1 Muharrem 1138 (9 Eylül 1725) (VGM, HD, nr.1091.105) ve 1143 (1730/1731) (VGM, HD, nr.1091.105) tarihlerinde birer akçe ile imam tayini yapılmıştır.
 
Caferler Karyesi Hasan Halife Mescidi:
Kuşadası köylerinden Caferler adındaki köyde Hasan Halife’nin yaptırdığı mescide 1138 (1725/1726) yılında yarım akçeyle imam ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1091.105).
 
Kızıl Mescid:
Kuşadası’nda Çakallı (?) nâm karyede, Kadı nam mahallede Kızıl Mescid’e 1141 (1729) yılında imam tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.1139.118).
 
Hacı Osman Mahallesi Mescidi:
 Kuşadası’nda 1156 (1743/1744) yılında Hacı Osman Mahallesi’nde bir mescide yapılan imam tayini vesilesiyle haberdar olduğumuz yapı hakkındaki bilgi bundan ibarettir (VGM, HD, nr.1112.74).
 
Ahmed Efendi Mescidi:
Kuşadası Türkman/Türkmen Mahallesi’nde Ahmed Efendi nâm mescidin aydınlatılması işleri için 1156 (1743/1744) ve 1190 (1776/1777) yıllarında bir görevli tahsis edildiği bildirilmektedir (VGM, HD, nr.1112.74 ve nr.1113.58). 1230 (1815) yılında mescidin yine aydınlatma işleri için mütevelli atanması kaydı mevcuttur (VGM, HD, nr.555.55).
 
Hacı İbrahim Mescidi:
Kuşadası’na tâbi Çanlı köyünün Kadı Mahallesi’nde Hacı İbrahim Mescidi’ne 1177 (1764) yılında imamet tevcihi kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.1108.37). Abdülkerim Mescidi: Kuşadası kale dışında el-Hâc Abdülkerim’in bina eylediği mescide 1184 (1770) (VGM, HD, nr.1114.17), 1221 (1806) (VGM, HD, nr.55349.119) ve 1224 (1809/1810) (VGM, HD, nr.554.34) yıllarında imam tayini kaydı bulunmaktadır.
 
Hacı Mehmed Mescidi:
Kuşadası mahallelerinden Timurci/ Demirci Hasan Mahallesi’nde Hacı Mehmed’in yaptırdığı mescidin imamının görev ihmali nedeniyle öncekinin yerine 1204 (1790) yılında imam (VGM, HD, nr.551.104) tayini yapılmıştır. 21 Rebîülevvel 1222 (29 Mayıs 1807) tarihinde ise günlük bir akçe ile yine imam tevcihi kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.552.39asil).
 
 
 Hacı Mustafa Mescidi:
Kuşadası mahallelerinden Mûytâb/Moytâb Mahallesi’nde el-Hâc Mustafa’nın yaptırdığı mescide 1205 (1790/1791) (VGM, HD, nr.551.104) ve 1228 (1861) (VGM, HD, nr.555.55) yıllarında imam tayini yapılmıştır.
 
Boyalı Mahallesi Mescidi:
Kuşadası Boyalı Mahallesi Mescid-i Şerifi’ne 1196 (1782), (VGM, HD, nr.1216.57), 1221 (1806) (VGM, HD, nr.55349.119), 1224 (1809/1010) (VGM, HD, nr.554.34) ve 1249 (1834) (VGM, HD, nr.557.55) yıllarında imamet tevcihi kaydı mevcuttur.
 
Hüseyin Ağa Mescidi:
Kuşadası Gümrük civarında Hüseyin Ağa’nın yaptırdığı mescid-i şerife 1221 (1806) yılında imam tayin edilmiştir (VGM, HD, nr.55349.119).
 
Muradoğlu/Murad Ali Mescidi:
Kuşadası mahallelerinden Türkman/Türkmen Mahallesi’nde Muradoğlu/Murad Ali’nin yaptırdığı mescide 1188 (1774) (VGM, HD, nr.1216.57), 1223 (1810/1811) (VGM, HD, nr.554.34) ve 1232 (1818) (VGM, HD, nr.555.55) yıllarında imam tayini yapılmıştır. Bazı kayıtlarda merhum “Murad Ali” (VGM, HD, nr.1216.57) bazılarında ise “Muradoğlu” (VGM, HD, nr.555.55) şeklinde geçen ve iki ayrı yapı gibi algılanan mescidin, aynı yapı olduğu kanaatini taşımaktayız.
 
Dizdar Mahallesi Mescidi:
Kuşadası mahallelerinden Dizdar Mahallesi’ndeki mescid-i şerife 1232 (1817) yılında günlük bir akçe ile imam tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.555.55)Kayıtlarda adı geçen mekteb, muallimhâne, dershâne, medrese, buk’a, zâviye vbg. yapılar:
 
Hacı Mustafa Muallimhânesi:
Kuşadası kale varoşunda Cami-i Atik Mahallesi’nde Hacı Mustafa’nın yaptırdığı mektebe 1113 (1702) yılında yarım akçe ile muallim (VGM, HD, nr.1138.61), 1186 (1772) (VGM, HD, nr.1216.57) ve 1199 (1785) yılında sıbyan muallimi (VGM, HD, nr.1113.38) ataması yapılmıştır. Mektebin faaliyetlerinin 1241 (1825) yılında devam ettiğini, bu tarihteki sıbyan muallimi ataması vesilesiyle öğrenebilmekteyiz (VGM, HD, nr.556.32).
 
Süleyman Ağa Muallimhânesi:
 Kuşadası’nda Süleyman Ağa’nın yaptırdığı muallimhâne olarak geçmekte olup 1113 (1702) yılında muallim ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.11138.61)
 
Muallimhâne:
Hacı Hasan Mahallesi’ndeki bir muallimhâneye 1113 (1702) yılında bir akçe ile hoca tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.1138.61). Bu mektebin ayrı bir yapı olmayıp Hacı Hasan Camii’nde özel bir bölüm olduğu, 1115 yılındaki muallim tayini kaydından anlaşılmaktadır (VGM, HD, nr.1138.61).
 
Mekteb:
Kuşadası Kalesi’nde Dağ Mahallesi’nde Halime Mescidi’nde Hırmende/Harmanda (?) Mektebi’ne yarım akçe ile muallim ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1138.61).
 
Dershâne: Kuşadası Cami-i Atik Mahallesi İbrahim Efendi Camii avlusunda, şadırvanın hemen üst tarafında, hayır sahiplerinden Mehmed b. Ali’nin yaptırdığı dershaneye 1227 (1812) yılında müderris tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.555.55). Mehmed b. Ali’nin ilim tedrisi için bina eylediği bu dershanenin 1241 (1825) yılında faaliyetine devam ettiğini müderris ataması kaydından öğrenebilmekteyiz (VGM, HD, nr.556.32).
 
Hacı Mehmed Muallimhânesi:
Kuşadası’na tâbi Cumalı karyesindeki muallimhâneye 1156 (1743/1744) yılında günlük iki akçe ile ilkmekteb muallimi (muallim-i sıbyan) ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1112.74).
 
Hatice Hanım Medresesi:
Kuşadası’nda Hatice Hanım’ın yaptırdığı medreseye 1217 (1803) yılında müderris tayini kaydı bulunmaktadır. Bu tayin Şeyhülislamın işareti ve Padişah fermanıyla gerçekleşmiştir (VGM, HD, nr.55349.119).
 
İbrahim Ağa Dershânesi:
Kuşadası kale içinde İbrahim Ağa Dershânesi vakfına 1191 (1777) ve 1200 (1786) yıllarında mütevelli tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.1111.58 ve nr.1113.38)
 
Hücerât/Talebe Hücreleri:
Kuşadası Cami-i Cedîd Mahallesi’nde Hacı İbrahim Camii’ne bitişik talebe hücrelerine 1231 (1816) yılında müderris tevcihi kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.555.55).
 
Hücerât/Talebe Hücreleri:
Kuşadası Alacamescid Mahallesi’nde Hacı Mustafa’nın yaptırdığı cami avlusunda talebeler için yapılan odalara 1191 (1777/1778) ve 1223 (1808) yıllarında müderris tayini kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.1111.58 ve nr.55349.120).
 
Medrese:
Öküz Mehmed Paşa Camii etrafında medrese odalarındaki talebelere yönelik, 1143 (1730/1731) yılında üç akçe ile mütevelli ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1109.68)
 
Buk’a: Türbe, zaviye manaları da bulunan buk’a, özellikle eğitim yeri anlamında tercih edilen bir terimdir (İpşirli, 1992, s. 386). Defter kayıtlarında, Şaban 1102 (1691) tarihinde dersiâm ataması vesilesiyle geçmesi de bunu teyit eder mahiyettedir. Türkman/Türkmen Mahallesi’nde bulunan yapıya ait sadece bir kayıt mevcuttur (VGM, HD, nr.1138.61).
 
Zâviye:
Kuşadası Bögri (?) zâviyesine zâviyedâr tayinine dair 1102 (1690/1691) yılındaki kayıt, yapının 17. yüzyıldaki mevcudiyetine işaret etmektedir (VGM, HD, nr.1138.61)
 
  1. Kayıtlarda adı geçen su yapıları
Receb Paşa Camii Şadırvanı:
Kuşadası kalesi içerisinde merhum Receb Paşa Cami-i Şerifi şadırvanının işleri için mütevelli ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1112.74).

Hacı Mustafa Şadırvanı:
Kuşadası varoşunda Alacamescid Mahallesi Hatice Hanım Camii avlusunda bulunan şadırvandan, en erken kayıt olarak 1102 (1690/1691) yılında suyu için mütevelli görevlendirilmesi vesilesiyle haberdar olmaktayız (VGM, HD, nr.1138.61). Daha sonra açık bir şekilde “Hatice Hanım Camii avlusunda Hacı Mustafa şadırvanı” olarak ifade edilen şadırvan için 1136 (1724) (VGM, HD, nr.1119.136) ve 1145 (1732/1733) (VGM, HD, nr.1109.68) yıllarında iki akçe ile mütevelli ataması yapılmıştır. Hatice Hanım Camii avlusunda önceden cami ile çağdaş bir şadırvanı olup olmadığı bu kayıtlardan anlaşılamamaktadır. Devlet arşivlerindeki 1080 (1669/1670) yılı gibi erken tarihli bir belgede de yine “Kuşadası’nda vâki’ Hanım Camii’nde Hacı Mustafa’nın vakfettiği şadırvan” (BOA, İE:EV.) olarak ifade edilmektedir. O halde şadırvan ya evvelinde bulunmayıp Hacı Mustafa tarafından cami avlusuna ilave ettirilmiş ya da -Hatice Hanım bir şadırvan yaptırmış ise- belli bir tarihten sonra Hacı Mustafa tarafından yenilenmiş olmalıdır. Bunu teyit etmek şimdilik mümkün olmamıştır.

Şadırvan:
Kuşadası’nda İbrahim Efendi’nin yaptırdığı Cami-i Atik avlusunda bulunduğu belirtilen şadırvandan, yanına yapılan dershaneye 1227 (1812) yılında müderris tevcihi kaydı vasıtasıyla haberdar olmaktayız (VGM, HD, nr.555.55). Şadırvanın mevcudiyetinin 1241 (1825) yılında devam ettiğini yine yanındaki medreseye yapılan muallim tayini vesilesiyle öğrenebilmekteyiz (VGM, HD, nr.556.32).

 Maslak:
Anadolu su mimarisinde maslak, bentlerden şehre gelen suyollarının kollara ayrıldığı yerlerdeki baca, depo ve savaklar olarak tanımlanmıştır (Sözen ve Tanyeli, 1986, s. 155). Defterde ÇÜTAD Haziran 2022 Hurûfât Defterlerinde Kuşadası Kazası (1045/1636-1250/1835) 225 Türkman/Türkmen Mahallesi yakınında olduğu belirtilen maslağı, debbağ Hacı Ahmed’in yaptırdığı bilgisi de verilmektedir. Maslak 1156 (1743/1744) yılında tamir görmüştür (VGM, HD, nr.1112.74). Deniz kenarında olduğu kaydedilen Hacı Ahmed’in maslağının iki akçe ile görev yapan bir sakası olup ölümü üzerine 1157 (1744/1745) yılında yerine yenisinin ataması yapılmıştır (VGM, HD, nr.1112.74)

Hacı Abdülkerim Ağa Çeşmesi:
Kuşadası’nda Değirmendere denilen yerde Hacı Abdülkerim Ağa’nın yaptırdığı ve vakfeylediği çeşmeye, 1177 (1764) yılında mütevelli tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.1108.37).

Hüseyin’in oğlu Hasan Bey Çeşmesi:
Kuşadası Gümrüğü bitişiğinde Hasan Bey b. Hüseyin’in yaptırdığı çeşmenin Receb 1182 (1768) (VGM, HD, nr.1125.27), 1189 (1775) (VGM, HD, nr.1216.57) ve 1201 (1787) (VGM, HD, nr.1113.38) yıllarında tamir işleri için mütevelli tayini kaydı bulunmaktadır.
 
Hasan Bey Çeşmesi:
Kuşadası varoşunda deniz kenarında Hasan Bey’in yaptırdığı çeşmenin tamirine ve mecralarının temizlenmesine vakfedilen dükkân üzerine Zilkade 1182 (1769) yılında mütevelli tayini yapılmıştır (VGM, HD, nr.1125.27).

Akça/Ak Çeşme:
Kuşadası sakinlerinden hayır sahibi müteveffa Ekmekçioğlu Hacı Mehmed’in, Kuşadası’nda Akça/Ak Çeşme olarak bilinen içme suyunun ve su yollarının tamir ve bakımına taşınmazlar vakfettiği, bu taşınmazlara 1210 (1796) yılında yapılan mütevelli tayini kaydından anlaşılmaktadır (VGM, HD, nr.552.39asil).

Atik Cisr/Eski Köprü:
Kuşadası Timurci/Demirci Mahallesi’nde Atik Cisr’in tamir işleri için -Hatice Hatun mülklerinden karşılanmak üzere- 1190 (1776/1777) (VGM, HD, nr.1111.58) ve 1230 (1815) (VGM, HD, nr.555.55) yıllarında mütevelli tayini yapılmıştır.

Kuşadası Kale İçi Kenîfleri:
 Kuşadası Kalesi içinde kenîf/tuvalet olmayıp camiye gelenler ve medrese talebeleri ile sair insanlar kenîfe ihtiyaç duyduğundan, 6 adet kenîf ve kariz/pis su gider tesisatı yapılmasına dair 1135 (1722/1723) yılına ait kayıt bulunmaktadır (VGM, HD, nr.1119.136). Bunların farklı yerdeki tuvalet yapıları olmadığı; muhtemelen Öküz Mehmed Paşa Camii yakınındaki kenîflerden bahsedildiği kanaatindeyiz.

Öküz Mehmed Paşa Camii Yakınındaki Kenîfler:
Kuşadası Kalesi içinde Öküz Mehmed Paşa Camii yakınındaki kenîflerin temizliği için 1185 (1771) yılında kennâfe görevlendirmesi kaydı bulunmaktadır (VGM, HD, nr.1114.17)
 
Kayıtlarda adı geçen diğer yapılar:


Yağhâne:
Hatice Hatun binalarından olduğu anlaşılan yağhanenin yeri Kuşadası kale içi olarak belirtilmiştir. Çeşitli camilerin kandil ikadı ve bazı tamir işleri için 1190 (1776/1777) ve 1230 (1815) yıllarında mütevelli tayini meselesi vesilesiyle kale içinde Hatice Hatun mülkü bir adet yağhâne ve iki dükkândan bahsedilmektedir (VGM, HD, nr.1111.58 ve nr.555.55). Defterdeki kayıtlardan yapı isimleri dışında başka bilgiler de bulunmaktadır. Atama yapılan görevler ve bu görevlilere ödenen ücretler bunlar arasındadır. (Tablo-2). Vazifelerin çoğu babadan oğula, damada veya kardeşten kardeşe geçen bir sisteme göre uygun görülürken eğitim konusunda daha hassas bir davranışla liyakate önem verildiği; kişinin, yapılan sınav neticesinde göreve tayin edildiği dikkat çekmektedir. Bununla ilgili iki kayıtta, “Kuşadası Hatice Hanım Medresesi müderrislerinden Ahmed b. Mehmed’in görevden ayrılmasıyla Zilkade 1217 (Şubat/Mart 1803) tarihinde “sınavla başarılı olan” damadı Seyyid Hacı Mustafa b. Mehmed’in atanması Şeyhülislam Mevlâna Ömer Hulusi Efendi işareti ve Padişah fermanı ile uygun görülmüştür” (VGM, HD, nr.55349) ve “Kuşadası Cami-i Atik Mahallesi’nde Hacı Mustafa’nın yaptırdığı mekteb için sıbyan muallimi (ilkokul öğretmeni) Süleyman b. Süleyman bilâveled (çocuksuz) vefat ettiğinden yerine Rebîülâhir 1219 (Temmuz/Ağustos 1804) tarihinde Hafız Ali b. Mustafa “sınavla yeterli görülerek” atanmıştır” (VGM, HD, nr.55349) denilmektedir. Ancak ikinci kayıttaki “bilâveled (çocuksuz) vefat ettiğinden yerine…” ibaresi, çocuğu olsaydı yine sınav gerekli görülür müydü sorusunu da akla getirmektedir.
 
SONUÇ
 
Günümüzün en gözde turizm beldelerinden olan Kuşadası, bu alandaki yükselişinin bedelini tarihsel dokunun kaybolmasının kaçınılmazlığıyla ödemektedir. Günümüze ulaşabilmiş kültür varlıkları korunmaya çalışılırken; zamana, insan eliyle gerçekleşen tahribata ve tavizlere yenik düşerek yok olmuş vakıf eserlerin varlığını ancak arşiv kayıtlarından öğrenebilmekteyiz. Bunlardan Hurûfât Defterleri, görev tevcihi kayıtları içerikli olmakla birlikte görev atamalarının yapıldığı cami, mescid, vakıf, medrese ve diğer yapıların adlarını verdiğinden sanat tarihi, mimarlık tarihi ve şehircilik çalışmaları bakımından özel bir öneme sahiptir. Nitekim günümüz Türkçesine transkribe ettiğimiz Kuşadası Kazâsı kayıtlarında, bugün bilinmeyen tarihi yapıların isimleriyle bunların bânî adlarını, bakım[1]onarım ve yenilenmelerine vb. konulara dair bilgiler edinmekteyiz. Elbette bu bilgilere ulaşmak yok olanı geri getirmeyecektir. Ancak bu bilgiler, tarihi dokunun ortaya konması çalışmalarında hassaten öne çıkacağı gibi, günümüze ulaşabilmiş yapılar hakkında tamamlayıcı bilgiler sunmaktadır.
Kuşadası’nın en az 1575 yılına kadar meskûn olmadığı,17. yüzyıl başlarında iskâna açılarak Türkler tarafından imarına başlanıldığı daha evvel araştırmacılar tarafından arşiv belgeleri, portolanlar (ayrıntılı deniz haritaları), seyahatnameler vb. ışığında açıkça ortaya konmuştur. Çalışmamızın konusunu teşkil eden Hurûfât Defterlerindeki Kuşadası Kazâsı kayıtlarının da bu hususu teyit eder mahiyette olduğu ve kalenin de bir Türk kalesi olduğu “Kuşadası’nda sadr-ı âzam-ı esbâk Öküz Mehmed Paşa evkâf-ı şerîflerinden Kuşadası cezîresinde binâ eylediği kal’ada…” ibaresinden anlaşılabilmektedir. Defter kayıtlarında bu durumun aksine bir bilgiye de rastlanmamıştır. 10 Şevval 1045 (18 Mart 1636) tarihinde başlayan ilgili kayıtlar, devamında da yoğun bir Türk yerleşimine işaret eden cami, medrese, mescid, mekteb, su yapıları, zâviye vb. yapı adlarını içermektedir. Atama kayıtlarında Kuşadası kale içi ve kale dışı mahalleleri ile Kuşadası’na bağlı karyelerdeki cami ve mescid adlarının, bugün bilinenden çok daha fazla olduğu görülmektedir. Bununla birlikte kayıtlarda rastlanılan cami adlarından bazılarının aynı yapının farklı adları olduğu anlaşılmıştır. Günümüzde Kuşadası Hanım Camii olarak bilinen yapı, çeşitli kayıtlarda Hatice Hanım, Hacı Hatice, Hanım Hatun, Hanımiye, Hanım Camii gibi adlarla ifade edilmiştir (Tablo-1). Bir kısım cami ve mescidin de sonradan tamir ettirenin adıyla anılması nedeniyle aynı yapılardan farklı isimlerle bahsediliyor olma ihtimali akla gelmekte ise de bunları kayıtlar yoluyla tespit etmek mümkün olamamıştır. Dolayısıyla yanıltıcı olabileceğinden çalışmada yapılarla ilgili sayısal döküm yoluna gidilmemiştir. Kayıtlarda adı geçen yapılardan çoğu günümüze ulaşamamıştır. Dolayısıyla defter kayıtlarındaki bilgilerin, bundan sonra yapılacak olan ilgili çalışmalarda mu hakkak göz önünde bulundurulacağı ve önemli veriler sunacağı açıktır.
 
ARŞİV KAYNAKLARI VGMA HD (Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi Hurûfât Defterleri)

553.49: (122-123) , 551.104: (211-212), 552.39: (38-39), 552.39asil: (138), 554.34: (97-98), 555.55: (207-208), 556.32: (90-91), 557.55: (112), 564.113: (240), 1091.105: (174), 1106.27: (57), 1108.37: (81)1, 1109.68: (158, 1111.58: (185-186), 1112.74: (167), 1113.38: (105- 106), 1114.17: (35-36), 1115.16: (41-42), 1116.9: 8 (22-23), 1119.136: (279), 1125.27: (51), 1128.97: (185), 1138.61: (112), 1139.118: (247), 1140. 275: (564), 1142.83: (172), 1142.125: (258), 1216.57: (78), 1221.21 T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı BOA, A.{DVNSMHM.d… 85- 414-0 Tarih: H-01-01-1041 BOA, İE:EV BOA EV.HMH.d... / 4783 - 0 – 0
 
KAYNAKÇA

Alkan, M. (2006). Türk tarihi araştırmaları açısından vakıf kayıtlar arşivi. Vakıflar Dergisi, 30, 1-34. Alkan, M. (2010). Türk Vakıf Tarihi Araştırmaları Açısından Hurûfât Defterleri: Adana Örneği. XV. Türk Tarih Kongresi (Ankara 11- 15 Eylül 2006) Kongreye Sunulan Bildiriler IV. Cilt I. Kısım Osmanlı Tarihi-A içinde s. 825-842. Ankara: Türk Tarih Kurumu. Arıkan, Z. (1990). XIV-XIV. yüzyıllarda Ayasuluğ. Belleten, 54(209), 121-178. Atsız. (1992). Âşık Paşaoğlu tarihi (2. bs.). İstanbul: MEB Basımevi. Baykara, T. (1990). Osmanlı taşra teşkilatında XVIII. yüzyılda görev ve görevliler (Anadolu). Ankara: Vakıflar Genel Müdürlüğü. Baykara, T. (2000). Kuşadası’nın bir Osmanlı devri yerleşmesi olarak temel özellikleri. Geçmişten Geleceğe Kuşadası Sempozyumu içinde s. 229-232. Kuşadası Belediyesi Yayınları. Baykara, T. (2009). Kuşadası’nın tarih sahnesine çıkışı ve ekonomik etkenler. Türk Deniz Ticareti Tarihi Sempozyumu -I- (İzmir ve Doğu Akdeniz) içinde s. 34-40. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi. Beyazıt, Y. (2013). Hurufat defterlerinin şehir tarihi araştırmalarındaki yeri. History Studies, 5(1), 39-69. Cahen, C. (2012). Osmanlılardan önce Anadolu (4. bs.) (Üyepazarcı, E., Çev.). İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Çakar, E. ve Uzun, C. (2017). Hurufat defterlerinde Harput (1690- 1812). Elazığ: Fırat Üniversitesi Harput Uygulama ve Araştırma Merkezi. Çal, H. (2001). Hurufat Defterlerine göre 19. yüzyılda Küre kazası. Prof. Dr. Zafer Bayburtluoğlu Armağanı Sanat Yazıların(Denktaş, M. ve Özbek, Y., Ed.) içinde s. 125-166. Kayseri: Kayseri Büyükşehir Belediyesi Yayınları. Çay, A. (1987). II. Kılıç Arslan (1. bs). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları Çelik, B. (2021). 1829 yılında Kuşadası ve Güvercinada’da yapılan Osmanlı inşaâtına dair keşif kayıtları. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnsan Bilimleri Dergisi, 2(2), 325-352. Çobanoğlu, A. V. (2007). Öküz Mehmed Paşa külliyesi. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (C. 34, s. 26-27). istanbul: TDV Yayınları. Danişmend, İ. H. (1971). İzahlı Osmanlı tarihi kronolojisi 1. İstanbul: Türkiye Yayınevi. Dündar, A. (2018). Beş hurufât defterindeki kayıtlara göre Mudurnu. Uluslararası Mudurnu Araştırmaları Ahilik ve Halk Kültürü Sempozyumu, 21-22 Eylül 2018, Mudurnu/Bolu, Bildiriler Kitabı (Aktaş Yasa, A. ve Öztürk, F., Ed.) içinde s. 74-94. Bolu: İzzet Baysal Üniversitesi Yayınları. Edirneli Oruç Beğ. (1972). Oruç Beğ tarihi (Atsız, Ed.). İstanbul: Tercüman 1001 Temel Eser. Evliya Çelebi. (2011). Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi seyahatnamesi: Kütahya-Manisa-İzmir-Antalya-Karaman-Adana[1]Halep-Şam-Kudüs-Mekke-Medine 9 (1. bs.) (S. A. Kahraman, Ed.). İstanbul: YKY Yayınları. Feridun, E. (2019). Receb Paşa, Topal. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (C. EK-2, s. 419-421). Ankara: TDV Yayınları. Hasırcızade, M. H. (2003). Büyük Osmanlı tarihi 1. İstanbul: Merve Yayınları. İpşirli, M. (1992). Buk’a. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (C. 6, s. 386-387). İstanbul: TDV Yayınları. Kiel, M. (2004). Kuşadası: Genoese colonial town of the 1300s or Ottoman creation of the 17th century. CIEPO XIV. Sempozyumu Bildirileri 18-22 Eylül 2000 Çeşme (Baykara, T., Ed.) içinde s. 403-415. Ankara: Türk Tarih Kurumu. Koca, S. (2013). Anadolu Türk Beylikleri tarihi (2. bs). Ankara: Berikan Yayınevi. Kolektif. (1983). Türkiye’de vakıf abideler ve eski eserler 1 (2. bs.). Ankara: Vakıflar Genel Müdürlüğü. Kürüm, M. (2008). Kuşadası ve köylerinde mimarlık. Sempozyum Geçmişten Geleceğe Kuşadası II (Şerifoğlu, A. G., Ed.) içinde s. 163-189. Kuşadası: Kuşadası Belediyesi Yayınları. Merçil, E. (1997). Müslüman-Türk devletleri tarihi (3. bs). Ankara: Türk Tarih Kurumu. Muşmal, H. ve Arıcı, R. (2015). Hurufat defterlerine göre Meğri (Fethiye) kazasındaki tekke, zaviye ve medreseler. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(38), 396-404. Müneccimbaşı, A. L. (1995). Camiü’d-düvel Osmanlı tarihi (1299- 1481) (Ağırakça, A., Çev.). İstanbul: İnsan Yayınları. Naldan, F. (2020). Hurufat defterlerine göre Erzincan merkez kazası ve köylerindeki vakıf eserler (1. bs). Ankara: Gece Kitaplığı. Oğur, Ö. (2018). Konya hurufat defterleri ve mühteva analizi (1692- 1835 yılları arası). Osmanlı Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, 4(7), 131-151. Oğuz, F. ve Erincin, Ö. (1983). Kuşadası kale camii. Rölöve ve Restorasyon Dergisi, 5, 135-146. Ökçesiz, M. (2021). Kuşadası Osmanlı Dönemi vakıfları ve vakıf eserleri, Erişim tarihi: 10.12.2021, http://www.kusadasikulturelmiras.com/?pnum=194&pt=Osmanlı +Dönemi+Kuşadası+Vakıfları. Sözen, M. ve Tanyeli, U. (1986). Sanat kavram ve terimleri sözlüğü (1. bs). İstanbul: Remzi Kitabevi. Telci, C. (2004). Ayasuluğ kazasının XIX. yüzyılın ilk yarısındaki sosyal ve ekonomik durumu. Tarih İncelemeleri Dergisi, 19(2), 105-139. Telci, C. (2013). Bir Aydınoğlu şehri: Ayasuluğ. Uluslararası Batı Anadolu Beylikleri Tarih, Kültür ve Medeniyeti Sempozyumu -I[1]Aydınoğulları Tarihi (Ersan, M. vd. Ed.) içinde s. 389-408. Ankara: Türk Tarih Kurumu. Tok, E. (2014). Kuşadası, Güvercinada Kalesi. Sanat Tarihi Dergisi, 23(2), 85-107. Tuncer, O. C. (1975). Kuşadası Öküz Mehmet P Paşa Kervansarayı. Rölöve ve Restorasyon Dergisi, 2, 123-156)
 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret213677
Köşe Yazıları
Hava Durumu