• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Site Menüsü
Site Haritası

Hırka-i Şerif Kuşadası'ndan Gitti



HIRKA-İ ŞERİF KUŞADASI’NDAN İSTANBUL’A  GİTTİ




 

Alemlere rahmet olarak gönderilen efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) nın  mübarek vücuduna giydikleri hırkalarından iki tanesi  ülkemizde büyük bir hürmetle korunmaktadır. Birinci hırka Osmanlı sultanı Yavuz Sultan Selim Han (1. Selim) tarafından Mısır’ın fethinden sonra İstanbul’a getirilmiş , “ Hırka-i Saadet Dairesin” de Kutsal Emanetler adıyla asırlarca muhafaza edilmiş, 24 saat hafızlar tarafından Kuran-ı Kerim tilavet edilmiş ve milletimiz tarafından büyük hürmetle ziyaret edilmiştir. Ramazan-ı Şerif’in 15. Gününden itibaren gül suyu ile yıkanan Hırka-i Saadet Padişah tarafından dualarla ziyarete açılır ve bayrama kadar halkın ziyaret etmesine müsaade edilirdi.

Efendimizin miraca çıkarken giydiği ve Hz. Veysel KARANİ hazretlerine vasiyet ederek hediye ettiği ikinci mübarek hırkası ise İstanbul Karagümrük’te bulunan “ Hırka-i Şerif Camii”inde  1618 yılından itibaren muhafaza edilmektedir. Her yıl ramazan ayının 15. Gününde dönemin padişahının annesi “ valide Sultan “ tarafından ziyarete açılan bu mübarek hırkanın 9 asırdan beri güzel kentimiz Kuşadası’nda muhafaza edildiğini sizde bizim gibi bilmiyordunuz. Bizde bunu çok değil bir sene önce detaylarıyla öğrendik ve kentimizin ne kadar büyük bir geçmişi olduğundan da gurur duyduk. İşte Veysel Karani ve Hırka-i Şerif’in Kuşadası Öyküsü gelin birlikte okuyalım.

Asıl adı, Üveys bin Âmir el-Karanî'dir. Yemen'in Karen köyünde doğmuş olmasından dolayı kendisine bu isim verilmiştir. Burada yaşayan kabile de bu ismi taşımaktadır. Veysel Karanî Mudar kabilesindendir ve doğum tarihi bilinmemektedir. Babasının adı Âmir'dir ve henüz Veysel Karanî dört yaşında iken vefat etmiştir. Bu sebeple anne terbiyesi ile yetişmiştir. Annesine olan fevkalade saygısı, aşırı bağlılığı, doğruluğu onu veliliğin en yüce mertebesine ulaştırmıştır. Hz.Muhammed'in (s.a.v.) sağlığında Müslüman olmuş, ancak onu göremediği için sahabe olamamıştır. Veysel Karanî Yemen'de deve çobanlığı yaparak geçimini sağlardı. Sade bir hayat tarzı olmakla birlikte otlattığı develer için de cüzi bir ücret alırdı. Kazancını fakirlerle paylaşır geri kalanını da kendi ihtiyaçları ve annesi için kullanırdı. Hasta ve yaşlı annesinden başka kimsesi olmayan Üveys hiç evlenmemiştir. Yemenden sonra yaşamına Basra'da devam etmiştir. Hz.Ömer'in (r.a.) halifeliği zamanında da Medine'ye gelmiştir.


Vaktinin büyük bir kısmını ibadetle geçirirdi. İnsanlar önceleri ona garip gözle bakıyorlardı. Zamanla Veysel Karanî'deki ulviliği anladıktan sonra ona karşı hürmetlerini esirgemediler. Üveys annesinin vefatından sonra Karen köyünü terk etmiştir. Veysel Karanî Hak ve Resûlüllah aşkıyla yanan, dünyada bir kerecik olsun Hz. Peygamberi görmeyi arzulayan bir zattı. Ancak annesine bağlılığı ondan uzun süre ayrılmasını engelliyordu. Nihayetinde hem hac farizasını yerine getirmek, hem de Hz.Muhammed’i (s.a.v.) görmek için annesinden kısa süreli izin almış ve Hicaz'a gitmiş ise de Hz.Muhammed (s.a.v.) evde olmadığı için görüşmek nasip olmamıştır. Annesine verdiği sözü de hatırlayarak son derece müteessir ve gözleri yaşlı bir şekilde yaşlı annesinin yanına dönmek üzere yola koyulmuştur. Hz.Muhammed (s.a.v.) eve döndüğünde kendisini mütevazı bir kulun ziyaret ettiğini anlamış ve ona selam edip "Ben Rahman'ın kokusunu Yemen'den alıyorum." diyerek Veysel Karanî'ye methiyede bulunmuştur.


Veysel Karanî, validesinin vefatından sonra artık Yemen’de kalamayacağı için, Hz.Muhammed (s.a.v.)’in evlat ve ashabına hizmet etmek amacıyla Hz.Ömer (r.a.) zamanında Hicaz’a hicret etmiştir. Daha sonra da Kûfe’ye yerleşmiş ve burada Muaviye ile girişilen Sıffin Muharebesinde Hz.Ali (r.a.)’nin yanında şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Başka bir rivayette ise; Sıffin Muharebesinde yaralandığı ve Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) aile ve evladına olan büyük sevgisinden ve bağlılığından dolayı, Kerbela'da, binlerce kişilik Yezit ordusuna karşı koyan bir avuç Müslüman arasında (hepsi 72 kişi idi) ve Hz. Hüseyin’in muhafazası uğrunda şehit düştüğü de belirtilmektedir. Kabrinin yeri belli değildir. Türkiye’nin 6-7 yerinde makamı olduğu söylenir. Ancak Siirt’in Baykan Kazasındaki makamı, bir ziyaretgâh olarak ün salmıştır.

Üveys Ailesinin, Irak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ikamet ettiği dönemlerde burada sık sık meydana gelen çarpışmalar yüzünden huzuru kaçmış, Ziver el-Üveysi zamanında - kesin olarak bilinmeyen bir tarihte - Kuşadası’na göç edip burada Hacı Lolo mahalline yerleşmişlerdir. Uzun müddet ziraatla meşgul olmuş ve aşiret halinde yaşamışlardır. Ellerinde Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) hırkasının bulunması sebebiyle aileye karşı daima saygı gösterilmiş ve Üveysiler o bölgede dini bir önem kazanmıştır. Bu sülaleden bir çok müderris yetişmiş ve senelerce irşat görevine devam etmişler hatta Fatih ve Ayasofya dersiamlıklarında da bulunmuşlardır. Daha sonra I.Ahmet’in fermanıyla aile, 1611 tarihinde İstanbul’a gelmiş ve reisleri olan Şükrullah el-Üveysi’nin Fatih civarında Yavuz selim’de kiraladığı evde İstanbul halkının Hırka-i Şerif’i ziyaret etmesi sağlanmıştır.

Zamanla Hırka-i Şerif’in bulunduğu mekan ziyaret ihtiyacı için kafi gelmeyince dönemin hükümdarı Sultan Abdülmecid hem cami ibadeti ve hem de pek çok kişinin kolayca ziyaretini  gerçekleştirebileceği bir bina yapılması için çalışmaları başlatmıştır. Hırka-i Şerif Camii; inşasında büyük hassasiyet ve itina gösterilmek suretiyle bir estetik ve zarafet şaheseri ve bir sanat abidesi olarak inşa edilmiştir. Caminin inşasına, civardaki çok sayıda binanın istimlakinden sonra 1847 yılında başlanmış ve dört yıllık bir çalışma sonucunda cami ve müştemilatı 1851 yılında tamamlanmıştır.  Hırka-i Şerif Camii; iki katlı olması ve üst katında cemaatin rahatça ziyaretini yapabileceği ayrı giriş ve çıkış koridorlarının bulunması, Hırka-i Şerif'in ziyaret ve muhafazasına mahsus odanın bu koridorların tam ortasında bulunması, ziyaret devam etse dahi, namaz kılmak için engel teşkil etmeyecek genişçe bir mahalle sahip olması sebebiyle diğer camilerden farklı bir mimariye sahiptir.

 

(Kaynak : http://www.hirkaiserifvakfi.com/TR/662/Tarihce/Hirka-i-Serif-in-Istanbul-a-Gelis-Seruveni.aspx.  )

Önemli Not :  Hırka- Şerif Kuşadası’ndaydı adlı makaleyi  web stemizin “ dosyalar” bölümünden bilgisayarınıza indirip okuyabilirsiniz.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam111
Toplam Ziyaret213070
Köşe Yazıları
Hava Durumu