• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Site Menüsü
Site Haritası

Ahi Şatır El Hac Mustafa Vakfı



AHİ SATIR EL HAC  MUSTAFA VAKFI

 
 
              
Kuşadası’nda  bir zamanlar kurulduğu bilinen ancak bugüne kadar kaynaklarda yer almayan  vakıflardan biri de Türkmen mahallesinde bulunan Türkmen cami ve medresesinin banisi Ahi şeyhi Türkmen Şatır el-Hac Mustafa Efendi Vakfıdır. Ahilerin 13. yy sonlarından itibaren Batı Anadolu bölgesine gelip yerleştikleri ve Aydınoğlu Beyliğinin sınırları içinde çalıştıklarını bilmekteyiz. Aşık paşazade Osmanlı Devleti’nin kuruluşu sırasında faal rol oynayan dört kuruluştan bahsederken Ahilerden Ahiyan-ı Rum diye söz etmiştir. Osmanlı Beyliği özellikle Ahilerin desteğini sağladığı için kısa sürede gelişmiştir. Osman Gazi’ye ilk defa padişahlık ve devlet kuruculuk müjdeleyen ve onu bu yola yönelten zaviye sahibi bir Ahi lideri olan Şeyh Edebali olmuştur.[1] Osmanlı devletinin 15. yy da Anadolu’da Türk Birliğini yeniden sağlaması sonucunda Ahiler  lonca sistemiyle esnaf teşkilatın içinde teşkilatlanmışlar ve imparatorluğun her eyaletinde mesleklerini icra etmişlerdir.

                
Kuşadası’nda ise 17.yy başlarından itibaren lonca sistemiyle teşkilatlanan ve  çeşitli mesleklerle iştigal eden Ahiler, Kuşadası ekonomik hayatına katkıda bulundular.  Kuşadası’ndaki Ahilerinde bir vakıf kurdukları ve bu vakıf ile hayrat yaptırdıkları Osmanlı arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır. Batı Anadolu’da  Osmanlı döneminde  küçük miktarda da olsa küçük bütçeli Ahiler de vakıf kurucuları arasında yer almıştır. Bunlar genellikle yolcuların ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan zaviyelerin masraflarını karşılamak için tarımsal alandan elde edilen hâsıllarla küçük vakıflar kurmuşlardır.  Ayasuluğ’da Ahi Osman zaviyesi, Ahi Çuha zaviyesi bulunmaktadır. Bozdoğan’da ise Ahi Yuvaş, Ahi Şatır ve Ahice zaviyeleri, Tire’ de Ahi Hacı, Ahi İsrail zaviyeleri, Birgi’de Ahi Mahmud zaviyesi bulunmaktadır.[2]

              
Ahi Şeyhi Türkmen Şatır El-Hac Mustafa Vakfı ile Osmanlı arşivinden belge 15 Ramazan 1206 / 7 Mayıs 1792[3] tarihlidir. Bu belgeye göre Kuşadası Türkmen Mahallesinde bulunan  Ahi Şatır el-Hac Mustafa Efendinin yaptırdığı camide  ders veren ,  Cuma günleri bu camide vaaz eden ve ücretini de bu caminin bağlı olduğu vakıftan alan  Eş-şeyh el-hac Mustafa’nın öldüğünden bahsedilmektedir. Mevtanın yerine uygun aday olan iki kişiden halen Kuşadası’nda yaşayan Hafız Mehmet Efendi’nin uygun olduğu belirtilmekte  ve bu görevin bu şahsa verilmesi istenmektedir.

            
Öküz Mehmet Paşa ile iskana açılan ve 17-18 ve 19 yy da önemli bir ticaret ve liman şehri olan Kuşadası kadim bir Türk-İslam şehri olmuştur. Şu ana kadar bizim tespitlerimize göre bu kentte dört adet vakfın hayrat yaptırdığı ve çeşitli akarlarının olduğudur. Elbette bu vakıfların en büyüğü ve en önemlisi şehrin banisi Öküz Mehmet Paşa Vakfıdır. Kuşadası’ndaki vakıfların  Kale içi ve Türkmen camileri, Kurşunlu Han ve Kale içi hamamı hariç, diğerleri maalesef günümüze ulaşamamıştır. Bu vakıflardan en büyük yağmayı Öküz Mehmet Paşa Vakıf eserleri görmüştür. 19. yy da Kuşadası’nda Musevi tefecilerin ve Kuşadası muhafızı İlyas zadelerin baskıları sonucu vakıf mülklerinin çoğu el değiştirmiştir. Cumhuriyetin ilanı ile yeni kurulan cumhuriyet döneminin ilk 10 yıllık döneminde, bilhassa 1930-1932  yıllarında, kalan vakıf eserleri de başkalarının üzerine geçirilmiştir.

                 
 Kuşadası’ndaki vakıfların sayısı tahminlerimize göre oldukça fazla olmalıdır. Arşivlerimizde çok sayıda Kuşadası evrakı sayısı ,sadece Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivlerinde 2600 adet / 5000 sayfadır. Bunlara Tapu Kadastro, Topkapı Sarayı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Milli Kütüphane ve diğer kaynaklar dahil değildir. Kuşadası’nda Bektaşi, Halveti, Rufai, Ma’rifi tekkeleri ve dergahları vardır. Batı Anadolu bölgesi Melami öğretisinin önemli duraklarından biri de Kuşadası’dır. Tüm bu tekke ve dergahların kurduğu vakıfların ve bu vakıfların gelirleri ile yapılan hayratların olması doğaldır. Biliyor ve inanıyoruz ki arşivler araştırıldıkça yeni belgeler bulunacak ve Kuşadası’ndaki  vakfiyelerin sayısı artacaktır.









[1] Selahattin Döğüş, “Osmanlı Topraklarında Ahi Zaviyeleri ve Şeyh Edebali Meselesi”, OTAM, 37, 2015, 65.

[2]   Emine Sönmez, 571 Numaralı Evkaf Defterine Göre Aydın Vakıfları, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı, Ordu 2017, s 50

[3] BOA, C. MF. 0034, 1670, 001 15 Ramazan 1206

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam101
Toplam Ziyaret213060
Köşe Yazıları
Hava Durumu